Bugün ilk defa suluboya yaptın, o nasıl heyecan o nasıl bir sevinç anlatamam, sanki suluboya yapmak için doğmuşsun gören öyle sanacak.
Anne: Eee Denizcim suluboya yapmak nasıl?
Deniz: Çok falklı bil deneyim.
Anne ve babaya bu anda kal gelmiştir, cevap vermemişlerdir........
21 Aralık 2009 Pazartesi
10 Aralık 2009 Perşembe
Geceleri uyurken...
Bunu düşündükçe veya birine anlatırken ve hatta yaparken bile çok gülesim geliyor. Öncelikle konuyla ilgili bahsetmem gereken birkaç not var, oldukça sosyal bir çocuksun, misafir manyağısın, şöyle ki bir yere misafirliğe gittiğimizde ordan eve gelmek istemiyor, bize misafir geldiğinde ise onların evlerine gitmesine izin vermek istemiyorsun, gezmeyi seviyorsun tabii ki bütün çocuklar gibi. Ve, ben seni uyuturken, dikkatini uykuda yoğunlaştırabilmen için o gün seni sevindiren, güldüren, heyecanlandırdam bir olayı ya da kişiyi temel alarak kafamdan bir şarkı veya masal uyduruyorum. Örnekle açıklamam gerekirse, mesela o akşam bize Eylem misafirliğe geldiyse ben Deniz'i uyuturken Eylem konulu bir masal veya şarkı uyduruyorum, işte Eylem nasıl gelmiş, niye gelmiş, birlikte neler yaptık vsvs. Hadi bunda bir kişi var, bazen bir yemek bazen bir oyuncak olabiliyor, o gün dikkatini çeken herhangi birşey. Ve bu benim çok komiğime gidiyor....çünkü benim gibi müzik kulağı çok zayıf olan bir insanın uydurduğu bu şarkılar aslında bir facia, buna nasıl katlanıp da uykuya dalıyorsun hayret...
5 Aralık 2009 Cumartesi
Yiyecekler ve Deniz..
Çok yemek seçmemekle birlikte, yemek yedirme bu 2 yaş sendromu nedeniyle hem senin hem de bizim için bir kabusa dönüşebiliyor, sen dediğim dedik bir çocuk biz ise sabırlı ebeveynler rollerimize bürünüp başlıyoruz yemek savaşına. Bir itiraf sunmam gerekecek burada, bu savaşı en az kayıpla kazanabilmek için TV yi kullanıyoruz çoğunlukla. Ama "TV yi yemek yersen açarız" gibi bir tavırla da değil tabi, örneğin geçen gün çizgi film seyrederken sütünü bitirdin, film de bitince hadi kapatalım dedim ve sen aynen şöyle dedin "bir hüüüpp daha yapayım aaaççç sen dee", "oha" dedim ben de.. açmadım tabi.. yer miyim ben bu numaraları :)
Şimdi gelelim yiyeceklerle arandaki iletişime:
Sevdiğin, ayılıp bayıldığın yiyecekler...
1- Her türlü çikolata, bisküvi, şeker, abur cubur
2- Siyah Mercimek
3-Ekmek
4-Tereyağı
5-Kaşar Peyniri
6- Her türlü çorba
7- Makarna
8- Balık9- Bal
10-Köfte
11- Patates Kızartması
12- Zeytin
13- Badem ve Ceviz, hatta bütün çerezler
14- Tahin Pekmez
Yememek için savaştığın ama yemek zorunda kaldığın yiyecekler...
1- Süt
2- Yumurta
3- Sade pekmez
4- Bir tür inat içindeysen her türlü yiyecek :)
1 Aralık 2009 Salı
2 yaş sendromu bu mudur?
Anne ve/ya Baba: Denizcim, yemek yiyelim mi?
Deniz: YEMEK YOK..
Anne ve/ya Baba: Denizcim, uyuyalım mı?
Deniz: UYUMAK YOK..
Anne ve/ya Baba: Denizcim, gel elbiseni giy.
Deniz: ELBİSE YOK..
Anne ve/ya Baba: Denizcim, gelir misin?
Deniz: GELMEEM YOK..
bu aralar herşey böyle gidiyor veya şöyle gidiyor....
Anne ve/ya Baba: Denizcim, lütfen yemeğini yer misin?
Deniz: YEMEZİM..
Anne ve/ya Baba: Yemezim denmez kızım, yemeyeceğim denir?
Deniz: YEMEYOM..
sonra..
Deniz: İÇMEYOM...
Deniz: GİYMEYOM..
Deniz: YAPMIYOM..
vsvsvs
bu inat ve hep benim dediğim olacak durumunda çok zorlayıcısın be kızım...
Deniz: YEMEK YOK..
Anne ve/ya Baba: Denizcim, uyuyalım mı?
Deniz: UYUMAK YOK..
Anne ve/ya Baba: Denizcim, gel elbiseni giy.
Deniz: ELBİSE YOK..
Anne ve/ya Baba: Denizcim, gelir misin?
Deniz: GELMEEM YOK..
bu aralar herşey böyle gidiyor veya şöyle gidiyor....
Anne ve/ya Baba: Denizcim, lütfen yemeğini yer misin?
Deniz: YEMEZİM..
Anne ve/ya Baba: Yemezim denmez kızım, yemeyeceğim denir?
Deniz: YEMEYOM..
sonra..
Deniz: İÇMEYOM...
Deniz: GİYMEYOM..
Deniz: YAPMIYOM..
vsvsvs
bu inat ve hep benim dediğim olacak durumunda çok zorlayıcısın be kızım...
24 Kasım 2009 Salı
Şok eden diyaloglar serisi..
Soğuk mu soğuk bir Cumartesi öğleden sonrası bütün hafta gezmeyi beklemiş Deniz alınır Cepa'ya gidilir, bir süre gezilir tozulur, yemek katına çıkılır, oturulur....
Baba: Eeee, ne yer ne içersiniz?
Anne: Ben birşey yemeyeceğim şimdilik. Deniz'i yedireyim. Sen al ikinize birşeyler.
Deniz: Been bila istiyoluuum.
Anne & Baba: ???
Deniz: Bila istiyolum, bila içicem...
(eller masanın üstünde birbirine kavuşturulmuş, kaşlar hafifçe yukarı kalkmış, ne istediğini çok iyi bilen bir çocuk edasıyla...o kadar emin ki kendinden...)
Bila: Bira
Baba: Eeee, ne yer ne içersiniz?
Anne: Ben birşey yemeyeceğim şimdilik. Deniz'i yedireyim. Sen al ikinize birşeyler.
Deniz: Been bila istiyoluuum.
Anne & Baba: ???
Deniz: Bila istiyolum, bila içicem...
(eller masanın üstünde birbirine kavuşturulmuş, kaşlar hafifçe yukarı kalkmış, ne istediğini çok iyi bilen bir çocuk edasıyla...o kadar emin ki kendinden...)
Bila: Bira
21 Kasım 2009 Cumartesi
Diyalog..
25 aylıksın..
Kelebek kitabını okuyoruz..
Deniz: Anneee, kelebeklel konuşullal mı bilbilleriyle?
Anne: Evet annecim konuşurlar.
Deniz: ..... ama biz duyamayız onllalı...
Anne: ???
Kelebek kitabını okuyoruz..
Deniz: Anneee, kelebeklel konuşullal mı bilbilleriyle?
Anne: Evet annecim konuşurlar.
Deniz: ..... ama biz duyamayız onllalı...
Anne: ???
25 Ekim 2009 Pazar
2. yaşgünü partisi...
2. yaşgünü partini Pilita Pastaevi'nde 24ünde değil de bugün kutladık. Mutlu mu mutlu bir doğumgünü çocuğu oldun, çok eğlendin...
İyi ki doğurmuşuz seni..
İyi ki doğurmuşuz seni..
Parti sonrası mal varlığı...
- Patates adam..
- Saç örgülü bir bebek..
- Çizme..
- Mavi bir elbise..
- Kırmızı bir elbise...
- Künye..
- Siyah deri ceket, tişört ve parlak tayt takımı
- Siyah deri ceket, tişört ve parlak tayt takımı
Misafilerimiz..
Anneannen-Deden
Babaannen-Deden
Dayın
Amcan
Umut Amcan
Rabia Teyzen
Mehmet Amcan
Berna Teyzen
En iyi arkadaşın Güneş
Emrah Amcan
Didem Teyzen
Esra Teyzen
Ayşe Teyzen
Nurten Ablan
Raşit Amcan
Ömer Amcan
Tülay Teyzen
Ömer Amcan
Tülay Teyzen
21 Ekim 2009 Çarşamba
Anneeee, Diş Fılcamı İstiyolum...
Artık dişlerini fırçalıyorsun, geçenlerde marketten sana çocuk diş fırçası ve macunu aldık. İlk denememiz senin diş macununu yami yami şeklinde yalayıp yutmanla sona erdi, sonradan yavaş yavaş öğrendin yutmaman gerektiğini, yine de arada bir kaçıyor ya olsun, her akşam olmasa da (çünkü arada bir yutuyorsun) sık sık hep beraber fırçalıyoruz dişlerimizi, ve bu yavaş yavaş bir uyku öncesi ritüeline dönüşüyor. Diş fırçalama sonrasında yatağa gidileceğini de öğrendin. 16 Ekim 2009 Cuma
Diyaloglardan bir seçme..
Dayı: Deniz büyüyünce ne olacaksın?
Deniz: Kelebek olucam..
Dayı: Kelebek olunca ne yapacaksın?
Deniz: Evime gidicem..
Dayı: Evine nasıl gideceksin?
Deniz: Uçuuucaaaammmm...
Yirim seniiiiiiiii...
Deniz: Kelebek olucam..
Dayı: Kelebek olunca ne yapacaksın?
Deniz: Evime gidicem..
Dayı: Evine nasıl gideceksin?
Deniz: Uçuuucaaaammmm...
Yirim seniiiiiiiii...
15 Ekim 2009 Perşembe
Eski Converse'e çiçek dikme faaliyeti...
Babanın eski Converselerine çiçek dikme fikri bu akşam gerçekleşti. Saksıdaki eski çiçeğimiz sol converse'de, yeni alınan çiçek ise sağda yerini aldı, balkonumuzu süsledi. Sen de toprakla oynamaktan mest oldun.
9 Ekim 2009 Cuma
İlk Converse..
Bebekliğinden beri bizde bir converse sevdasıdır gidiyor, alalım almayalım derken bu yaza kadar almak nasip olmamıştı. Daha doğrusu ayakların henüz gelişim aşamasındayken ve yürümede tecrübe kazanana kadar almayalım demiştik. Ama bunları görünce dayanamadık, gelişim hala devam etse de arada bir giymen için hemen aldık. Önce kendimiz ayıldık bayıldık tabii, pek de yakıştı o minik ayaklara. Çocuklara converse yakışıyormuş yahu. Bu ilk Converse'in 24 numara.
24 Eylül 2009 Perşembe
Tatil.....
Bu sene tatilin 18.Temmuz'da başladı, 22. Eylül'de sona erdi...Koskoca 2 ay boyunca tatil yaptın ohhhh... gidilip görülen yerler.. Adapazarı, Ayvalık, Altınova, Cunda, Bodrum, İzmir... Yazlıkta kaldın bol bol anneannen ile, biz tatilin başında kaldık seninle, sonra izinlerimiz bitince döndük Ankara'ya. Bizi çok özledin biliyoruz, ama çok da keyif aldın, güneşten, denizden ve özgürlükten...Arkadaşlar edindin, birkaç hafta daha kalsaydın mutlaka yüzmeyi de öğrenecektin, boy attın, konuşmayı ilerlettin, istop oynamayı öğrendin. Ben oralarda büyüdüğüm için ve her yaz uzuuun uzuun sayfiyede yaşamanın insan ruhuna yaptığı pozitif etkiye de inandığımdan, sen orda uzun kal istedim, babayla bu konuda uzun uzun tartıştık tabii ama yine de sonuç olarak orada kaldın ve güzel oldunn.... fotoğraflar konuya yeterince açıklama getirirler sanıyorum...
20 Ağustos 2009 Perşembe
Tatilden minik bir diyalog...
Ayvalık'a Kipa açılmış, Deniz bisiklete binmek istiyor ve arabaya sığmadığı için Ankara'daki bisikletini götüremedik, dolayısıyla bisiklet alacağız, tuttuk Kipa'nın yolunu, geldik, park ettik...
Baba Deniz'e sordu...
Baba: Kızım marketten ne alabiliriz?
Deniz: Çutulataaaaaaaa...
Baba: Evet kızım doğru.Başka ne alabiliriz?
Deniz: Sarelleeeeeeeeeee......
Sarelleyi ayrı, çikolatayı ayrı yerlere koyan sevgili Denizkızı, tatlı güzel ama çok kalorili........
Baba Deniz'e sordu...
Baba: Kızım marketten ne alabiliriz?
Deniz: Çutulataaaaaaaa...
Baba: Evet kızım doğru.Başka ne alabiliriz?
Deniz: Sarelleeeeeeeeeee......
Sarelleyi ayrı, çikolatayı ayrı yerlere koyan sevgili Denizkızı, tatlı güzel ama çok kalorili........
12 Mayıs 2009 Salı
Sosyalleşiyorsun...
18 ay 2 hafta 5 günlüksün... İşten eve geldiğimizde sen sokakta oluyorsun, havalarda güzelleşti ya misss...Sokakta oynarken arada bir ellerini çırpıp "yaşasiiinn" diye bağırıyorsun, bütün kış eve tıkılmış o avmden bu avmye akmış çocuk bahar gelip de iplerini koparınca böyle oluyormuş demek ki. Tüm esnaf tarafından tanınarak, mahellemizin balıkçısının önünde "baalııt balııııt"diye bağırarak, markette "süüt süüt" diyerek ve tüm kasiyerlerle selamlaşarak, gazetecide dergileri eşeleyerek, ve herkese gülücükler atarak başlayan sosyalleşme bugün yan apartmanın çocuklarının seni oynamaya çağırmasıyla tavan yapmış durumda. Yan apartmanın arka bahçesinde top kovalayan çocukların arasında koşturmanı, 7 yaşındaki (ve annesinden aldığımız istihbarata göre etrafına çok yanlızım bir kardeşim bile yok diyerek deli dibi kardeş isteyen) Bengüsu'nun elinden tutarak etrafta dolaşmanı görmek ne büyük mutluluk kaynağı. Daha düşüceksin o bacaklar yara felan olacak yaaa....
5 Mayıs 2009 Salı
2 Mayıs 2009 Cumartesi
Hava Kuvvetleri Müzesi..
Her uçak gördüğünde havaya doğru işaret edip "uçaatt, uçaaatt" diye bağırmaların, nihayetinde helikopterin farklı birşey olduğunu öğrenip "heliput, heliput" demen üzerine Hava Kuvvetleri Müzesine gidip devasa uçakları yakından görmenin tam zamanıydı. Biz de bugün bu aralarda ne yapacağı belli olmayan havaya rağmen çıktık müzeye gittik. Müze Istanbul yolunda Ankara'ya gelip giden herkesin "aaaa uçaklara bak" dediği yer işte müze oluyor. Girişte cüzi bir miktar para veriliyor ama garip bir uygulama var, kamera veya fotoğraf makinesi sokabilmek için ekstradan 6 tl ödemek gerekiyor, biraz pahalı bence. Neyse, müze gerçekten de çok güzel, açık alanda uçaklar, kapalı alanda ise tarihi havacılık kıyafetleri, maketler var. Yaklaşık 3 saat gezmişiz, tabii sen de çok eğlendin, "uçaaat uçaaattt" diyerekten. Ayrıca, iki tane uçağa da binebiliyorsun, süperdi. Biz binemedik tabii, karizma çizilmesin diye, seni bindirdik ama bir dahaki gittiğimizde ben de bineceğim. Kafede var, kahveyi 500 tl ye satıyorlar, şaka gibi. Orada biraz dinlenip eve döndük. Hepimiz için çok keyifli bir gün oldu...


27 Nisan 2009 Pazartesi
Parmak boyaları
Oyun hamurundan sonra 2. yeni uğraşımız ise parmak boyaları oldu. Hamurdan daha çok keyif aldığını söyleyebilirim. Bir süre elimni sokup kağıtları boyadın sonra masayı sonra kulaklarını derken her yerine süremeye kalkınca bu uğraşıyı da kısa kısa ve sık sık yapmamız lazım geldiğini anladık :) Üff çok eğlenceli yahu.26 Nisan 2009 Pazar
Oyun hamurları...
Yeni bir uğraş bulduk, senin için mi yoksa kendimiz için mi bilinmez ama çok zevkli bir uğraş. He sana öğretmek hem de eğlenceye susamış büyükler olarak kendimizi eğlendirmek için başladık hamurdan birşeyler yapmaya. Sen şaşırdın tabii, aldın eline ööle bööle bile mıncıkladın sonra tabii ki ağzına atmaya çalıştın ve hatta attın zor aldık. Sonra sürekli ağzına atmaya çalışınca bu uğraşımızı kısa tuttuk. Bundan sonra kısa kısa ama sık sık mıncıklayacağız oyun hamurlarını. Kardan adam el işlerinde son derece kabiliyetsiz olan anne kişisine, ördek ve beyaz civciv ise her şeyin en iyisi yapmalıyım modundaki baba kişisine aittir :)25 Nisan 2009 Cumartesi
Olmak İstemediklerim üzerine Manifestom...
- Elinde yemekle çocuğunun peşinde gezen bir anne olmak,
-Alışveriş merkezlerinde tırtıl gibi oyuncaklara binince çocuğunun peşinde gezen ve onun dikkati çekebilmek için hiperaktif bir şekilde çığlıklar atıp el sallayan bir anne olmak,
-Herşeye karışan bir anne olmak,
-İşi gücü çocuğu olan, başka hiçbir şeyi umursamayan bir anne olmak,
-İzin vermeyen bir anne olmak,
-Vuran bir anne olmak,
-Çocuğunun yerine konuşan bir anne olmak...
Bunların birini bile yaparsam beni uyarırsın tamam mı Deniz?
-Alışveriş merkezlerinde tırtıl gibi oyuncaklara binince çocuğunun peşinde gezen ve onun dikkati çekebilmek için hiperaktif bir şekilde çığlıklar atıp el sallayan bir anne olmak,
-Herşeye karışan bir anne olmak,
-İşi gücü çocuğu olan, başka hiçbir şeyi umursamayan bir anne olmak,
-İzin vermeyen bir anne olmak,
-Vuran bir anne olmak,
-Çocuğunun yerine konuşan bir anne olmak...
Bunların birini bile yaparsam beni uyarırsın tamam mı Deniz?
21 Nisan 2009 Salı
Bir diyalog..
Böyle çoook güzel renkleri olan gazlı kalemlerden almış annem, yıkanınca çıkan çocuklar için olanlarından. Bu carioca olan kalemlerin logosunda da bir amca var böyle pos bıyıklı,şeker bir amca, resimdeki işte....Geçen gün boya yapıyoruz Deniz'le, kalemin üzerinde bulunan küçücük resmi gösterdi ve
Deniz : O neyy?
Anne : Amca
Deniz : Napıyoy? (öyle bir soruş ki orada ne arıyor amca gibisinden..)
Anne : (Önce hööö diye kalıyorum, sonra..) annecim o markanın logosu o yüzden (öff ne diyorum ben ya diyerekten kimbilir hangi çocuk gelişimi kitabında okuduğum çocuğunuza basit açıklamalar yapın uyarısı geliyor aklıma ve düşünüyorum ki ilerleyen zamanlarda bu sohbet "logo neyy" diye devam edecek ve ben o karmaşadan bu karmaşaya akacağım diye düşünüp basit düşünmeye kendimi zorlarken Deniz'e şu cevabı yapıştırıveriyorum...) Amca orada duruyor annecim... (Höööö nün alası bu cevabı veren şamşırmış anneye gelsin lütfeeeen..)
18 Nisan 2009 Cumartesi
18. ay
Karma ve çocuk felci aşısı oldun, normal muayeneden geçtin. Biz bazı şeyleri yedirmekten kaçınırken doktorumuz aynen şöyle dedi "Herşeyden yiyecek". Özellikle yağdan eksik kalmayacakmışsın, zira yağın beyin gelişimine çok fazla katkısı varmış, artık sabahları kahvaltıda tereyağlı ekmek yiyorsun. Şuana alerjik özellikler taşıdığından dolayı bal yiyemiyordun, artık serbest, yiyebilirsin. Bunun için özel bal alacağız, arıların harbiden çiçekten aldığı polenle yaptıklarından. Çok severim ya ben balı, artık yiriz birlikte. Sakatat yemen gerekiyormuş, özellikle ciğer. Valla çocuk oldun artık yahu, öyle herşeyi yemeler felan. Bu arada doktorumuz konuşmanı çok beğendi, maşallaaaahhh deyin. Bol bol kitap okuyun dedi.
Boy: 90 cm.
Ağırlık: 12,4 kg.
5 Nisan 2009 Pazar
Bahar geldi..
Bu yaşadığın ilk bahar değil kuşkusuz ama gerçek bir çocuk olarak geçirdiğin ilk bahar, geçen sene seni bebek arabasına atıp gezdiriyorduk, birkaç kez salıncağa bindirmiştik ama pek sallayamamıştık. Bu hafta baharın gelmesiyle birlikte kendimizi sokaklara attık, bir gezdik bir gezdik ki sorma. Dün bütün gün Tunalı da o mağaza senin bu mağazama benim gezip durduk. Bugün öğlen de aşağıdaki parka gittik, süperdi. Önce salıncakta sallandın, sallanırken kafanı geriye doğru atıp "uuuççç" "uuuççç" diye bağırman görülmeye değerdi. Sonra, adına ne deniyor bilmiyorum ama, şu büyük oyun parkının oraya gittik, hani böyle içinden geçilen yuvarlak şeyler, merdivenler ve kaydıraktan oluşan oyun parkı işte ondan. Daha önceleri seni kucağımıza alıp kaydırağın üst kısmına oturtup tutark kaydırıyorduk. Fakat, bugün bir kız çocuğu gördük, ordan oraya zıplıyor, üstü başı toztoprak içinde kendi başına oraya buraya tırmanıyordu, öğrendik ki 19 aylıkmış yani senden sadece 1 y büyük. Biz de ayyy bizim kızımız kokoş muuu dedik ve saldık seni oyun parkına, önce hafiften sendeledin merdivenleri tımanırken fakat daha ikinci basamakta kavradın olayı ve ellerini de koyarak yarı sürünerek yarı ayakta tırmandın, tabii gözümüzü senden ayırmadık, ablalar da sana yardım ettiler, çok güzel bir oldu hepimiz için .... toza toprağa bulandın çok güzel oldu..tam çocuk oldun...




30 Mart 2009 Pazartesi
Kelime Dağarcığı 2...
Artık bütün isteklerini belirttiğini, 3 heceli kelimeleri kurup hatta iki kelimeli cümleler kurmaya başladığını, ve neredeyse herşeyi gösterip "o ne" diye sorduğunu ve hatta cevap verdiğimiz halde tekrr tekrar sorduğunu söylesem kesinlikle abartmış olmam. Eskiden yarım şambalak söylenen kelimelerin tümünü doğru bir şekilde telaffuz ediyorsun artık. İşte eklenen bazı kelimeler...sadece şuan aklıma gelenler, artık o kadar çok konuşuyorsun ki...
İstiyorum: İstinuun ("u" ince bir şekilde ve uzatılarak, ve baş parmak istenen şeye doğru uzatılarak)
İstiyorum: İstinuun ("u" ince bir şekilde ve uzatılarak, ve baş parmak istenen şeye doğru uzatılarak)
Çikolata: Çutata
Çok yaşa: Coog yaaşaa (şimdilik yanlız ben hapşırınca)
Çok güzel: Cog gözeell.
Nasılsın diye sorduğumuzda cevap: İyiym
Sabun: Sabün
Apartman: Apartam
Şampuan: Şambuyon
Oturdum: Otürdüm
Krem: Kirem
Kitap: Titap
Uçak: Uçat
Dediğim gibi bunlar yanlızca şuan aklıma gelenler, bunların dışında hür irade oldun artık, inmek isteyince "iiiin", binmek isteyince "biiin", gitmek isteyince "giiit", içmek isteyince "iiiçç" diyerek isteklerini hafiften asabi bir şekilde belirtiyorsun. Bu gibi durumlarda sakin olmaya gayret ediyorum :)
Çok yaşa: Coog yaaşaa (şimdilik yanlız ben hapşırınca)
Çok güzel: Cog gözeell.
Nasılsın diye sorduğumuzda cevap: İyiym
Sabun: Sabün
Apartman: Apartam
Şampuan: Şambuyon
Oturdum: Otürdüm
Krem: Kirem
Kitap: Titap
Uçak: Uçat
Dediğim gibi bunlar yanlızca şuan aklıma gelenler, bunların dışında hür irade oldun artık, inmek isteyince "iiiin", binmek isteyince "biiin", gitmek isteyince "giiit", içmek isteyince "iiiçç" diyerek isteklerini hafiften asabi bir şekilde belirtiyorsun. Bu gibi durumlarda sakin olmaya gayret ediyorum :)
15 Mart 2009 Pazar
İlk Kardan Adam..
17 Şubat 2009 Salı
Deniz'in Akvaryumu..
Dayın gitmiş almış sana bir akvaryum hediye olarak ne de iyi düşünmüş, artık balıkların var, her ne kadar elini suya sokup onları mıncıklamak istesen de "ba baa baa" diyerek ilgini belli ediyorsun . 3 tane japon balığı ve bir tane de vatoz balığı, sola doğru en önde giden "Portakal", en arkadaki "Arap", ortadakinin ise henüz adı yok. Tam odana uygun çok güzel bir akvaryum, güle güle kullan :)3 Şubat 2009 Salı
İlk boya kalemleri ve boyama kitabı
2 Şubat 2009 Pazartesi
Lego..
Aslında bunu alalı 1-2 ay geçti ama yazmayı unuttum ne yalan söyleyeyim. Yaşına da girdiğin andan itibaren bir hevesle ağzına soktuğunda yutmayacağın cinsten lego almak istiyorduk. Ve almak için teee Antares avm sine gittik. Büyük parçalardan oluşan ve üzerinde 1,5 yaş ve üstü yazan bu legolardan aldık. Eve geldik, bütün oyuncaklara çocuklardan daha hevesli yaklaşan tüm ebeveynler gibi bunu hiç saklamayaraktan açtık paketi başladık oynamaya. İtiraf edeyim ki ben hayat boyu bu legolarla oynamayı hiç beceremedim, elime alıyorum parçaları sonra ben onlara bakıyorum onlar bana bakıyor ben onlara tekrar bakıyorum onlar da bana, ve ben legonun içinden çıkan ve neler yapılabiliri bir iki şekille anlatan kağıttaki o şekillerden öte birşey yapamıyorum, hatta onları yaparken bile oldukça uğraşmam gerekiyor. Pööff öyle işte...fırk... ama neyse ki baba bu konuda oldukça hevesli ve hevesli olduğu kadar da başarılı, hemen sarıldı legolara hemen bir uzay aracı yaptı sonra hızını alamadı bir robot yaptı. Robotu fotoğraflayamadım çünkü hemen halletin ama uzay aracını yakaladım. Sana gelince sanıyorum lego için biraz erkenmiş, zira parçaları alıp dağıtıyor, sonra ağzına sokup kemiriyorsun, birbirine geçirilen iki lego parçasını ise hemen ayırıyorsun birbirinden. Olsun zamanı gelince sen de yaparsın...22 Ocak 2009 Perşembe
Kelime Dağarcığı..
1 yıl 2 ay 28 günlüksün, ve neredeyse tüm dertlerini ve isteklerini anlatabiliyorsun, işte en çok kullandığın kelimeler:
Anne: Anne
Baba: Baba
Anneanne: Annenne
Yemek: Mama
Bisküvi: Büs
Kek: Dek
Yoğurt: Öğürt
Otur: Öçt
Düştü: Düş
Ayak: Ay
Ayı: Ayy
Aç: Aç
Kuzu: Me
İnek: Mö
Bak: Baç
Kedi: Miiyyyy
Köpek: Hav
Maymun: Mamn
Dede: Dede
Bitti: Bıddi
Top: Bop
Meme: Memi
Nane: Nen
Abla: Aba
Anne: Anne
Baba: Baba
Anneanne: Annenne
Yemek: Mama
Bisküvi: Büs
Kek: Dek
Yoğurt: Öğürt
Otur: Öçt
Düştü: Düş
Ayak: Ay
Ayı: Ayy
Aç: Aç
Kuzu: Me
İnek: Mö
Bak: Baç
Kedi: Miiyyyy
Köpek: Hav
Maymun: Mamn
Dede: Dede
Bitti: Bıddi
Top: Bop
Meme: Memi
Nane: Nen
Abla: Aba
20 Ocak 2009 Salı
Çok fena hasta oldun...
Bütün annelik içgüdülerimi ve ezikliğimi bir kenara bırakıp yazacağım bu yazıyı zira böyle bayık bayık ağlak ağlak salya sümük bir yazı olacak yoksa, bu kısmı kendi bloğumda yazıp insanları baymayı yeğliyorum. 11.Ocak gecesi saat 2 de annem bizi uyandırdı, ateşin olabileceğinden endişelenip. Ölçtük ve bir de gördük ki ateşin 39 derece, neye uğradığımızı şaşırdık tabii, çünkü henüz aynı gece hiçbir hastalık belirtin yoktu ve gayet neşeli bir şekilde atlayıp zıplıyordun. Ateş düşürücü verip, aralarla ılık duş yaptırdık, ve bekledik, saat 4.30 a doğru ateşin düştü ve uyudun. Sabah 6.30 da tekrar çıkmaya başladı ateşin, saat 9 olur olmaz baban ve anneannen hastaneye götürdü seni. Bir sürü kanlar alındı, idrar ve kaka verildi, testler için. Test sonuçlarında idrar yolu enfeksiyonu teşhisi kondu. Eve gelince keyfin iyiymiş, akşam da biz babanla markete uğradık, eve bir geldik ki yediğin herşeyi kusmuşsun, ateşin çıkmaya başlamış ve tir tir titriyorsun, yüzünde hiç fer yok, ishal olmuşsun ve kakana kan ulaşmış. Ne yapacağımızı bilemedik tabii, hemen hastaneyi aradık, ve hemen çocuk acile gittik. Gidene kadar neler çektiğimizi kimseler bilmez, nasıl korktuğumuzu ve nasıl çaresiz hissettiğimizi... Hastanede hemen serum takıldı, enfeksiyon durumlarında ishal de görülürmüş, kan ise ishal nedeniyle poponun tahriş olmasındanmış. Serumu alınca keyfin yerine geldi, hastanede çocuk bölümünde bir muayene odasında bekledik serumun bitmesini, ateşin düştü, yüzünün feri geldi... Gece 11.00 gibi eve geldik. O gün sabahtan itibaren antibiyotik tedavisi başlamıştı zaten, Suprax, halen de kullanıyoruz, 10 gün kullanımdan sonra tekrar kontrole gideceğiz. O kadar dikkatli olmamıza rağmen neden böyle oldu diye kendi kendimize mızmızlanırken öğrendik ki kız bebeklerde çok sık rastlanan bir durummuş zaten. Umarım hemen geçer...
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







