Lilypie Kids Birthday tickers

31 Ekim 2007 Çarşamba

Göbeğin düştü :)

Bugün sabah baban aradı, Hacettepe'de yenidoğan ünitesine giderek bir hemşire hanımdan emzirme dersi alacakmışız, ayrıca sen de rutin bir kontrolden geçecekmişsin :) Doğumdan bu yana ilk defa dışarı çıkacağımızdan, hazırlanmamız yaklaşık 1 saat 15 dakika falan sürdü. Ceren teyzen de bizde olduğundan, anneanne, Ceren teyze ve ben hurraaa çıktık. Ama bir paniğiz bir paniğiz sorma, panik içinde bindik taksiye hastaneye gittik. Ama senin karnın tok olduğu ve uyuduğun için babanın bölümünde bir odada senin acıkıp uyanmanı bekledik. Sen uyandın, altını değiştirdik, ve yenidoğan ünitesine tekrar gittik. Emzirme eğitimi için hemşire hanım bizi bir odaya aldı ve ben seni emzirmeye çalışmaya başladım, bir de ne göreyim sen şapır şupur emiyorsun, hemşire hanım da şaşırdı tabii, ee bu bebek emiyor gayet güzel dedi, rezil olduk valla :):):) neyse, biz eğitimimizi aldık, sonra muayene için baban seni yukarı kata götürdü, doktor kilo tartımı için senin kıyafetlerini çıkardığında göbeğinin düşmüş olduğunu görüp babana "aa göbek de düşmüş" deyince, baban "neeee, valla göbeği duruyordu" demiş. Şöyle anlatayım, senin göbeğin 10 dakika önce dururken, yukarı doktora çıkarken düşmüş. Neyse, sonradan seni içine koyduğumuz bebek çantasında bulduk göbeğini, daha onu götürüp gömeceğiz. Bu duruma en çok baban güldü tabii, kendisi 13 senedir Hacettepe'de karın ağrısı çektiğinden senin de göbeğinin orada düşmesi komik oldu, "aaa doktor olur belki" gibi esprilere ise baban da ben de kulaklarımızı tıkadık, "hıh, allah korusun" yaptık, ııııı aslında sen ne istersen onu olursun tabii ama..................

24 Ekim 2007 Çarşamba

Doğum Günün....

Sabah erkenden kalktık, gece 12 den itibaren birşey yememem gerektiğinden sabah kahvaltısı yapmadım. Zaten heyecandan gece babanla beraber çok gergin bir akşam geçirdik, daha doğrusu ben çok gergindim ve bunu açıkça belli ediyordum, baban ise gergindi fakat beni rahatlatmak için oldukça sakin görünüyordu. Geceyi biraz senin içinde bulunduğun göbeğimi kameraya çekerek biraz da müzik dinleyerek geçirdik. Babaanne, dede ve amca da geceyi bizimle geçirdiler, anneanne zaten bizdeydi, dayı ve dede de ertesi sabah geleceklerdi. Heyecan dolu olduğumdan ve biraz da korktuğumdan olsa gerek hemen uyuyamadım, ve her zaman olduğu gibi kırk kere tuvalete kalktım, umarım bu huyumu almamışsındır :) Sabah 7 de kalktık, 8 de hastanede olmamız gerekiyordu. Bu arada sabah erkenden dayı ve dede de geldiler. Herkes kahvaltı etti, ben etmedim tabii, sen de aç kaldın muhtemelen göbeeğimde :) Zaman geldiğinde, daha önceden anneanne ile hazırlamış olduğumuz hastane bavulumuz ve ziyaretçilere hediye edeceğimiz şekerlerimizi de alarak yola koyulduk. Trafiği hesaba katmadığımızdan ve herkeste bir panik havası olduğundan geç kaldık tabii. Koştur koştur kadın doğum bölümüne girdik, geç kaldığımız için beni hemen sezeryana hazırlamaya başladılar. Ben daha kimseye "hadi görüşürüz" dememişken, koca göbeğimle girip seninle dışarı çıkmak için kendimi ruhen çok da hazırlamamışken ve hala panik durumundayken bir baktım ki üzerimde ameliyathane elbisesi....Bu elbiseyi giydikten sonra, beni sedyeye yatırdılar, ve odadan çıkartıp ameliyathaneye doğru götürmeye başladılar. Daha önce hiç ameliyat olmadığımdan ve hastanede yatmadığımdan bu anlar çok komikti, filmlerdeki gibi, böyle yatıyorsun seni hızla götürüyorlar, tabii çok güzel bir nedenle bu sedyede yattığımdan bana değişik ve eğlenceli geldi, ya da artık çok heyecanlı olduğumdan kafamı meşgul edecek birşeyler buldum işte, sen de dersen artık. Odanın çıkışında anneanne ve dayı ile görüştüm, "hadi görüşürüz" dedim, tam da istediğim gibi oldu. Ameliyathanenin kapısına geldiğimizde ise anneanne ve dayının orada da beni beklediğini görünce dünyalar benim oldu. El sallaştık, ben kapıdan içeri girdim...

Babanın da yanımda olmasına rağmen heyecanım içeride de yatışmadı. Spinal anestezi altında başladı doğum. Spinal anestezi şöyle oluyor, belinden bir iğne yapıyorlar ve acı hissetmiyorsun. Doğum çok güzeldi, acı çekmeden çok da tadına varılamayacağını söyleyenler olsa da, ben aksini düşünüyorum, doğumun her türlüsü eminim çok güzel ve son derece duygu yüklüdür bir kadın kadın için. Senin doğumun da öyle oldu, aylardır kendimi bir bütün hissettiğim göbeğimdeki seni dışarı çıkarırlarken inanılmaz şeyler hissettim, sanırım bunları anlatmaya kelimeler yetmeyecek. Şöyle anlatayım, Tekin hoca ayak bileklerinden tutmuş seni başaşağı bana gösterirken, sağ tarafımda göbek bağını keserlerken ve sen avazın çıktığı kadar bağarırken, Ülkü hoca seni bana getirip alnından öptürürken başka bir boyuta geçmiş olmalıyım ki, daha sonra doğum kaydını dvd de seyrederken farkettim ki etrafta sürekli konuşmalar varmış, göbek ismin söylenmiş, ve daha bir sürü muhabbet geçmiş doğum sırasında ve ben bunların hiçbirini duymamış, sadece seni izlemişim gözlerimle...

Doğumdan çıktıktan sonra önce ayılma odasına girdim, aslında bayılmamıştım ama. Anestezinin etkisini yitirme anlarını o odada geçiriyorsun. Orada babanla beraber durduk. Sonra yine anneanne ve dayı karşıladı beni kapıda. Genel anestezi almamış da olsam, sanıyorum yorgunluktan olsa gerek hayal meyal hatırlıyorum doğumdan sonrasını. Sonra, odaya gidiş, yatağa yatış, seni kucağıma alışım, emzirmeye çalışışım, eşler dostlar ziyarete gelenler... 2 günün sonunda çıktık hastaneden, evimize geldik.
Bu arada 3.630 kg doğdun.

İyi ki doğdun, iyi ki doğurmuşuz seni :)

20 Ekim 2007 Cumartesi

Yatak Odası Mobilyalarımız Geldi

Birkaç haftadır sitelerde gezmediğimiz dükkan kalmadı. Senin adına ve senin için beğenip beğenmeyeceğini de bilmeden mobilya seçmeye çalıştık. Adınla ilgili olması için hep balıklı modeller bulmaya çalıştık, fakat gemici modeli dışında çok da fazla yoktu.Gemici modeli ise daha çok erkek çocuklara göre bir takımdı, ve bir de baban bizim kızın adı deniz olacak gemici olmayacak ki deyinde tümden vazgeçtik bu takımdan. Daha sonra Biber-10 isimli bir mağazada çok güzel ve oldukça sade ladin takımlar gördük. Ladin bir tür ağaç, dolayısıyla mobilyalar ahşap. Genç odası olarak da kullanılabiliyor, biz de sade ahşap bir takımın her yaşta kullanılabileceğini düşündük. Biz çok beğendik umarım sen de beğenirsin...

18 Ekim 2007 Perşembe

Ziyaretçi Şekerlerimiz..

Annem ve ben Serpil teyze ile sabah Ulus'ta buluştuk. Serpil teyze bizim Altınova'da yan komşumuz Sevim teyzenin büyük kızı. Serpil teyzeler hobi olarak ahşap boyama ile uğraştıklarından, fikri onlar verdi, ahşap malzeme ve boyaları aldıkları dükkanda daha önce gördükleri bebek biblolarını çok beğendiklerinden bahsedince aklımıza seni ziyarete gelenlere senden bir hatıra olarak bu biblolardan boyayıp vermek aklımıza geldi. Neyse Ulus'ta heykelin arka tarafındaki sokakta bibloları alacağımız dükkana gittik, öncelikle biblolarımızı ayırdık ve saydık, normalde bu biblolar beyaz olarak kalıptan çıktığı haliyle satılıyor. Ayırdıktan sonra annem ve Serpil teyze dükkanda bize temin edilen uzunlamasına, üzeri gazete kağıdı kaplı bir masada boyama işine başladılar. Bibloların yarısını dore (altın sarısı) diğer yarısını da lame (gümüş rengi) renklerine boyadık, daha doğrusu boyadılar, ben boya kokusu dokunduğu için, ve belki sen de rahatsız olursun soluduğum boya kokusundan diye arada bir gelip durumu kontrol etmek dışında başka bir odada oturdum. Boyama işi tamamlandıktan sonra, onları kurumaya bırakıp, çıkrıkçılar yokuşuna gittik. Çıkrıkçılar yokuşu da Ulus'ta, Ankara'nın eski çarşılarından, isminde olduğu gibi uzun bir yokuş etrafında dizilmiş dükkanlar var. Ben de daha önce hiç gezmemiştim, ama senin doğumun vesilesiyle o taraf çok gider oldum :) çünkü bu dükkanlarda ne ararsan bulabiliyorsun. Yokuşu biraz daha tırmanıp tepeye vardığında ise eski Ankara ile karşılaşıyorsun, çok güzel bir yer, seninle de fotoğraf çekmeye gideriz oraya. Neyse, çıkrıkçılardaki dükkanlardan şekerlerimizi içine koyacağımız tülleri ve tülleri bağlayacağımız kurdelaları seçtik. Tüller için yeşil ve lila renklerini seçtim, doreye yeşil, lameye ise lila uyar diye düşündüm. Kurdelaları da beyaz organze tülden yapılmış olanlardan seçtik. Kendinden yapışkanlı nazar boncuklarımız da tamaam. Bir de sepet aldık tam oldu. Daha sonra bibloları da alıp eve döndük. Yeşil ve lila renkli badem şekerlerinden de alınca, geriye sadece tüllerin içine badem şekerlerini koyup biblolara bağlamak kaldı. Bu işi de evde annemle beraber yaptık, çok da eğlenceli oldu. Senin için tamamen el emeği göz nuru, kadın kadına el birliği ile yaptığımız biblolar çok değerli oldu benim için, senin için de öyle olacağını düşünüyorum, umarım olur :)

Heyecan dorukta..

Çok heyecanlıyız. Seni kucağımıza almaya 1 haftadan az bir süre kaldı. Artık geceleri çok sık uyanıyorum, ben uyanınca baban da zıplıyor yatakta birşey mi oldu diye, çok komiğiz. İkimizde de seni biran önce kucağımıza alma hevesi. 9 aydır hiç olmadığımız kadar sabırsız ve heyecanlıyız anlayacağın. Sen ise karnımda böyle kıpır kıpır...