Lilypie Kids Birthday tickers

25 Mart 2013 Pazartesi

Baba ve kızı...

Kızların babalarına karşı hep farklı bir ilgisi ve hayranlığı olduğunu küçüklüğünden beri biliyoruz. Fakat, bunu bir nevi aşk olarak tanımlamanın annelerin yakıştırması olduğunu düşünürdüm hep. Ne bileyim, 2 yaşındaki kızının babasıyla fotoğrafını sosyal paylaşım ağlarında "aşk" başlığıyla paylaşan annelerin kızların babalarına olan aşkları klişesini biraz abarttıklarını düşünüyordum. Sanırım 6. yaşa kadar da bu düşüncem doğruymuş.  6. yaş itibariyle hayran bakışlar kıskanç bakışlara ve aşka dönüşüyormuş. Evet, dün akşam itibariyle babanı benden kıskandığını farkettik. Hatta farketmekten öte bunu kendin söyledin. Bir de babanla evlenmek istiyormuşsun.....

Sen: Babişko, şimdi sen şurdaki çiçekleri al...
Baba: Eeee
Sen: Sonra bana evlenme teklif et...

Baba çiçekleri alır, arkasına saklar, sen kızarır bozarırsın, yüzünde bir ergen utangaçlığı ilk defa tanık olduğum...

Baba: Benimle evlenir misin
Sen: Evlenirim de....(gayet ciddi bir yüz ifadesi takınarak)...ben evlenmek için daha çok küçüğüm babişko, ne yapacağızzzz???
Baba: Evet öylesin, ama zaten bunu da şaka olarak yapıyoruz. Birgün evleneceksin istersen ama benimle değil. Ben senin babanım. (Umarım doğru dile getirilmiş sözlerdir bunlar....:)
Sen: Hmmm, tamam. Ama sen beni çok seviyorsun değil mi?
Baba: Evet, seni çok seviyorum. Anneni de çok seviyorum. Duman'ı da. Ailemizi çok seviyorum.
Sen: Yok (dönüp bana yelloz bir bakış atarak), en çok beni sevmen gerek.

-------

Sen: Babişko bana aşık mısın?
Baba: Evet
Sen: Ne zaman aşık oldun bana?
Baba: Doğduğundan beri aşığım sana.
Sen kızarır bozarırsın.

4 Mart 2013 Pazartesi

Aşı günü akşamından...

Eve geldiğimde senin tavrın, "amaaan aşı aşı dedikleri bu muymuş" gibiydi. Nasıl gittiğini sorunca ben, sanki ortada abartılacak bir durum yoktu da millet gereksiz yere heyecan yapmış gibi anlattın olayı. Sen söylemedin ama...

Öğretmenin çantana şöyle bir not koymuş: "Deniz aşı saatinde çok cesaretliydi. İlk o olmak istedi."

Ay nasıl hoşuma gitti, anlatamam. Yirmi kişinin içinde ilk aşı olan kişi olmak için el kaldırırken ki yüz ifadeni de çok iyi biliyorum. Çünkü merak ettiğin olaylara balıklama atlarsın sen. Korkmaz tırsmazsın. Kimseden onay da beklemezsin, hemen el kaldırır koşarak olay yerine gidersin. Merak etmiyorsan eğer "utanıyorum" der, olay yerinden uzaklaşırsın. Bu "utanıyorum" anları benim kendimi çok zor durumda kaldığımı hissettiğim anlar, çünkü bu anlarla nasıl başedeceğimi bilmiyorum, çünkü ben biraz utanmaz bir kadınım. Hal böyle olunca "utanan" bir çocuğa ne denir nasıl ikna edilir bilmem. Aşı günündeki cesaretin de meraktan geliyordu, ve ne yalan söyleyeyim cesaretli bir kız çocuğu anası olmak koltuklarımı kabarttı...

1 Mart 2013 Cuma

Aşı günü...

Sen böyle en ufak olayda böyle inanılmaz büyük heyecanlar duyuyorsun ya, gözlerini ve kollarını aça aça anlatıyorsun sonra musmutlu, işte ben o zamanlarda bütün gün boyunca ne kadar saçma sapan işlerle uğraştığımı, ne kadar gereksiz detaylar düşündüğümü bir kez daha farkediyorum; ve sonra mutlu oluyorum enerjin bana geçiyor, heyecanın falan.

Bir de biz senle oturup bildiğin muhabbet etmeye başladık kuzum ya. Bildiğin kanka muhabbeti. Kendimi bir anda seninle karşılıklı oturmuş muhabbet ediyor olduğumu farkedince, bir de ergen olunca görmeliyim kendimi diyorum. Hoş, ergen olunca okursun sen bir de buraları. Acaba yazar mısın? Yazmasan da ben yazarım sorun değil. Neyse konudan saptım yine...

Bugün okulda aşı gününüzdü. Henüz işte olduğum için bugüne dair heyecanları anlatmadın ama ben zaten dün geceden bahsedecektim. Okulda ilk defa aşı olacağından, nasıl olacağı konusunda meraktan kuduruyor, heyecandan mutfak sandalyesinden düşüyordun az daha. Aşıdan kim korkuyor kim korkmuyor bir bir saydın, demek ki aranızda tartışmışsınız bile. Bana anlattırdın aşı olduğumuz zamanı. Taa ilkokuldaydım, Tahsin diye bir arkadaşımız sıranın sonuna doğru çaktırmadan geri geri gidip sınıftan dışarı kaçmıştı ve benim aşı gününe dair hatırladığım tek anım buydu, onu anlattım. Güldük. Öyle işte.