Lilypie Kids Birthday tickers

30 Eylül 2010 Perşembe

Şok eden diyaloglar…

Banyoya girerken yanına bebek de almak istiyorsun, ben seni yıkarken sen de bebeğini yıkıyorsun. Ama bir şartın var bebek çıplak olacak. Ben seni sabunladıktan sonra sabun bezini sana veriyorum ve sen de bebeğini sabunluyorsun. Bebek sabunlama esnasında geçen diyaloğumuz:

Deniz: Çocuğumun kollarını sabunlayım mı anneciğim?

Anne: Sabunla kızım.
Deniz: Bacaklarını da sabunlayım mı anneciğim?
Anne: Sabunla kızım.

Deniz: Bebeğimin kıççını da sabunlayım mı anneciğim?


“Kal gelme” bu olsa gerek, anneye kal gelir…

Vücudumuzun o bölgesine bir kere “kıç” demiş olsak içim yanmayacak da, “popo” dedik, “k.ku” dedik, “toto” dedik de sen nereden öğrendin bu kelimeyi gibi düşünceler içerisinde gülsem mi ağlasam mı bilemeyen anne olarak cevabım aşağıdaki gibi oldu.

Anne: Denizcim, oraya popo diyoruz.

Deniz: Neden? Kı.. nedir peki?

Anne: Tamam o da aynı şey ama kaba oluyor, biz kibarca popo diyoruz.

Sonrasında “popo” dedin de, ben böyle durumlara nasıl bir açıklık getireceğim konusunda acaip muallâkta kalıyorum be kızım. Yahu bu yeni nesil çocuk yetiştirme yöntemleri de bazen çok zorluyor beni.

29 Eylül 2010 Çarşamba

Anneyle Özdeşleşme…


Bu yaşa kadar hep baba düşkünü oldun, baba eve gelince beni sattın, “sen git babam gelsin” dedin, çoğu şeyi yapmak için babayı tercih ettin. Ben bu duruma çoğu annenin aksine hiç bozulmadım, çünkü biliyorum ki babasıyla iyi iletişim içinde olan kadınlar güven sorunu yaşamıyorlar, hem arkadaşlarıyla hem de sevgilileriyle daha sağlıklı ilişkiler kuruyorlar (tabii anne ve baba arasında iyi bir iletişim olduğunu varsayarak…) . Bu yüzden beraber yaptığınız etkinliklerde hiç maydonoz olmadım, sen beni kovaladığın zaman hiç içerlemedim de bu yaz her şey değişti. Neden olduğunu anlayamadığım bir şekilde tüm yaz tatili boyunca “annem gibi olucam”, “annem bunu giydi ben de giyicem”, “annem gibi makyaj yapıcam”, “kirem surucem” gibi ben ne yaparsam yapmaya çalışma moduna girdin. Ben bu durumda şok oldum tabii. Bir süre ne yapacağımı bilemediğim gibi, anne olduğum gerçeği şaaap diye suratıma iniverdi. “Ne yapsam yapacak, ne söylesem söyleyecek, neyi sevsem sevecek misin, aman tanrım ne büyük bir sorumluluk bu” gibi endişelerim ayyuka çıktı. Ama kolay uyum sağladım, hatta bu sayede bazı hareketlerime, konuşmalarıma çeki düzen verdim bile diyebilirim. Hatta itiraf ediyorum, bu bana öyle iyi geldi ki. Artık kolay sinirlenmemeye, daha düzgün konuşmaya, daha sabırlı olmaya, suratsızlık yapmamaya, barış içinde olmaya, daha çok okuyup daha çok yazmaya çalışıyorum, kısacası sana iyi örnek olmak için elimden geleni yapıyorum, bazen ipler elimden kaçıyor tabii, gıcığın biri oluyorum ama ben de insanım sonuçta di mi?

Bu özdeşleşmeye örnek bir olay anlatayım hemen. Ayvalıktayız deniz kenarında. Sen yüzüyor, oynuyorsun. Sürekli suda olduğun için arada bir kuru mayo giydiriyoruz sana. Yanımıza çağırdık seni. Bikinin üstünü çıkarınca içinden 2 tane taş düşmesin mi!!!! Şok olduk tabii, baba "bunlar ne kızım" diyince, senden gelen cevap üff sen de hiçbir şey bilmiyorsun herşeyi bana soruyorsun yüz ifadesiyle geldi "Meme yaptım kendime, annem gibi".

Şon birkaç gündür sabah uyanınca ben işe gitmiş oluyorum ya, anneannene ağlıyormuşsun "annem işee gitmeeesinnn" diye. Geçen akşam sana söylemiştim "ben çalışmayı seviyorum (ya tamam şu sıralar çalıştığım şirketin ahmaklığıyla ilgili sorunlarım var ama genel olarak işe gitme eyleminden bahsediyorum, hehe), seni de seviyorum, o yüzden haftaiçi işe gidiyorum akşamları ve haftasonlarımı da seninle geçiyorum. Ayrıca para da kazanıyorum." dedim. Off umarım doğru bir yaklaşım olmuştur.

26 Eylül 2010 Pazar

Kış etkinlikleri... (2 YAS)

Kışın malum evde oturuluyor, hele de Ankara soğuğunda AVM gezmekten başka çare yok bile. Geçen kış evde aşağıdaki gibi ev etkinlikleriyle uğraştık. 2 yaş biraz zor bir yaş olduğundan ve henüz el becerisi kullanacak sabra sahip olunan bir yaş olmadığından, daha çok anne baba müdahelesi ile yapıldı çoğu etkinlik.

PATATES BASKISI


Gerekli malzemeler: Patates, suluboya, fırça, resim defteri

Patatesleri iyice yıkayıp ikiye bölüyoruz, her bir yarımın iç kısmını bir şekil yapıyoruz, bu şekil çıkıntı halinde olacak ona dikkat etmek gerekiyor. Sonra, şekile suluboya sürülüyor ve resim defterine bastırılıyor, şekil aynen defterde. Deniz bu işten çok keyif aldı.

FLÜT, ORG, GITAR VE SAZ ÇALMA

Gerekli malzemeler: Flüt, oyuncak gitar (gerçeği de olur), oyuncak org, saz

Evde müzikle uğraşan bir baba olduğundan müzik aletlerine çok uzak değilsin, hatta bu konuda yetenekli olmanı bile diliyorum. Bu müzik aletleri ile birşeyler çalıp, kafana göre sözler uyduruyorsun. Örneğin, babanın sazını alıp tıngırdatırken "senin aaadııın neee derlerseeee, benim adıııım deeenniiizzzz" gibi.

MUMLAR
Gerekli malzemeler: "Tealight" diye tabir edilen küçük mumlar, çakmak, birkaç şakşakçı

Yine eğlenceli bir etkinlikten bahsetmek gerekirse, bu küçük mumları dizip hepsini birden yakıyoruz, Deniz'de "iyi ki doğdun deeeniiizzz" diye bizi bağırttıyor ve mumları üflüyor, hepimiz alkışlıyoruz. Bu mumlar en az 4 kez söndürülüp, tekrar yakılıyor ona göre. Bu etkinliğin adı "iyi ki doğdun deeniz yapalım mıııı?" olarak kaldı.

SULUBOYA, GUAJ BOYA, PARMAK BOYASI, PASTEL BOYA
Gerekli malzemeler: Yukarıdakiler Deniz'in en sevdiği boyalar, resim defteri

Boyaları alıyorsunuz, herkes birşeyler çiziyor. Fotoğraftaki Deniz'in yaptığı ve yorumladığı bir resim.

Baba: Burada ne anlattın kızım?

Deniz: Dağ ve Solucan. Dağ yaptım, solucan yaptım, solucan dağa gidememiş, vakti yokmuş.

KOLAJ
Gerekli malzemeler: Herhangi bir dergi, makas, su bazlı yapıştırıcı, resim defteri

Bir konu seçiyorsunuz kafanıza göre, o konuya ilişkin nesneleri dergiden kesip yapıştırıyorsunuz. Burada kesme işlemini anne ve baba, yapıştırma işlemini Deniz yaptı.

Şok eden diyaloglar...

Bunu nasıl olurda yazmamış olabilirim...Önce zaman belirteyim o zaman, geçen Mayıs'ta geçti bu diyalog, yani 2 sene 7 aylıksın...

Babayı boxerla gören Deniz koşarak gelir, malum yere bakar, birden eller, ve bombayı patlatır....

Deniz: Babacığım, kakanı mı yaptın yoksaaaaaa!!!!!!!!

20 Eylül 2010 Pazartesi

Hoşgeldin..

Bugun geldin artık tatilden. Kapkarasın. Adaptasyon güçlüğü kesin olacak, bahçeli siteden apartman dairesine geçişin seni biraz mutsuz edebilir. Ben küçükken (ortaokulda) kardeşim ve annemle yazlığa gider 4 ay kalırdım, oralı sanırdım kendimi. Her tatil dönüşünde ise katıla katıla ağlar, tatil bittiği için böyle acaip kalbim kırılmış bir halde dönerdim, normal hayata adaptasyonum 2 hafta sürerdi en az, 2 hafta ağlak ağlak acı çekerdim, bu böyle lisede bile devam etti desem yalan olmaz, hatta tatil sonrası adaptasyon bozukluğu ve kalp kırıklığı hissetme sendromu hala devam etmekte. Durum böyle olunca ben sessiz sessiz acıyorum şimdi sana, "ayyy yazzıııkk tatili bitti çocuğun" diyorum içimden, üzülüyorum kendimce. Halbuki sen bizi çok özlemişsin, o yüzden pek bir mutlusun. İyi ki geldin....

14 Eylül 2010 Salı

Özledim...

Ay çok özledim ya, artık gel tatilden..