Lilypie Kids Birthday tickers

10 Mayıs 2008 Cumartesi

Yeni birşeyler oluyor.....

6. ayın dolmasıyla birlikte, bizim aylardır dört gözle beklediğimiz seninse son birkaç haftadır istediğin oturma çalışmaları başladı. Seni ilk defa oturur pozisyona getirdiğimizde ayaklarına "aaaaaa bunlar da ne" der gibi bakışın sonra yavaşça kafanı kaldırıp etrafına göz atman sanırım gözümüzün önünden hiç gitmeyecek. Tabii bıraktığımızda devrilişin de oldukça komik. Bu aralar seni yastıklarla destekleyerek oturtuyoruz, kendi dengeni sağlayana ve oturmayı öğrenene kadar böyle olacak...
Oturmaya başlama ile birlikte daha şimdiden hastası olduğun diğer bir oturma şekli ise babanın omuzlarında. Omza çıktığında süper mutlu oluyor, iç geçiriyor, titriyor ve sürekli gülüyorsun, özellikle salonda kitaplık tarafındaki avizeye vurup şangırdatmayı da çok seviyorsun.
6. ay ile birlikte gelen bir diğer yenilik ise "ek gıdalar"... Doktorumuz ilk olarak yoğurt ile başlamamızı önerdi. İlk gün bir çay kaşığı ile başlayıp yavaş yavaş bir yemek kaşığına geldin. Şuanda ana besin kaynağın mama ama bunun yanında 1 yemek kaşığı yoğurt ve elma püresi yiyorsun. Yeni tatlara karşı ilgin olduğunu gördük, neredeyse hiç huysuzluk yapmadan ve kaşığa fazladan da merak gösterek yiyorsun ek gıdaları. Bakalım bu iş nerelere varacak :):):)

20 Nisan 2008 Pazar

Deniz Deneyde..

ODTÜ Bilişsel Bilimler- Cognitive Science bölümünde yüksek lisans tezi için araştırma yapan, Didem teyzenin arkadaşı Çağdaş Amca'nın bu araştırma kapsamında yapacağı deneyde 6 aylık bebeklere ihtiyacı olduğunu duyunca bize de seninle bu güzel amaca hizmet etmek üzere katılabileceğimizi bildirmiştik. 6 ayın bu hafta dolacak olduğundan Çağdaş Amcayla sözleşip soluğu ODTÜ de aldık, önce güzel bir kahvaltı yapıp gezindik, temiz hava bol güneş depoladık. Sonra da deneyin yapılacağı yere doğru yol aldık. Deney, Bilgi İşlem Merkezi binasındaki laboratuvarda yapıldı. İlk gittiğimizde hoparlörlerin çalışmadığını duyunca biraz üzüldük, fakat sonrasında çalışmaya başladı, bizden önce deneye katılan Damla bebeği bekledik. Sonrasında biz girdik içeri. Benim tek yapmam gereken seni hiçbir şekilde yönlendirmeden kucağımda huzurlu bir şekilde tutmaktı. Asıl iş sana düşüyordu, yanıp sönen yeşil ve kırmızı ışıklari hoparlörlerden gelen Türkçe dil örneklerine vereceğin tepkiler ölçülecekti. Sen neler hissettin pen bilemiyorum ama oldukça uslu durdun, hiç kıpırdanmadan etrafına meraklı bir şekilde bakınarak deneyi tamamladın ve Çağdaş Amca da çok yardımcı olduğumuzu ve senin sakin bir şekilde huysuzlanmadan deneye iştirak ettiğinden duyduğu mutluluğu belirtti. Bense senin ilk defa bizden bağımsız olarak birşeyler yapmaya bu kadar erken yaşta başlamana sevindim açıkçası :) Ve belki de ilk defa senin aslında bizden bağımsız bir birey olduğunu farkettim. Bir de Çağdaş amcanın daha önce bize gönderdiği deneye ilişkin tanıtım metnini aşağıya kopyalıyorum, neye katıldığını bil diye...

Kendinize bebeğinizle ilgili şu soruları hiç sordunuz mu?

Bebeğim ana dili hakkında ne biliyor?
Bebeğim ne zaman anadilini yabancı bir dilden ayırt edebilmeye başlar?
Bebeğim benden ve ailemizden neyi, nasıl öğreniyor?

Bebeğimin zihinsel gelişim süreçleri nelerdir?
İşte ODTÜ-BAB bu soruları yanıtlamak istiyor ve bu noktada bebeğiniz bize yardımcı olabilir! Bebeğinizle birlikte çalışmalarımıza destek vermenizden büyük mutluluk duyacağız.

Biz Kimiz ve Kuruluş Amacımız Nedir?
ODTÜ-BAB, Yard. Doç. Dr. Annette Hohenberger ve Bilişsel Bilimler Programı'ndaki öğrencileri tarafından 2006 yılında, 0-2 yaş arası bebeklerin dilsel ve zihinsel gelişim süreçlerini gözlemlemek ve incelemek amacıyla kurulmuştur.

Katılımcı Bebeklerde Aranan Özellikler Nelerdir?Dil gelişimi çalışmalarına, aşağıdaki özelliklere sahip olan bebekler katılabilirler:

9 aylık normal gebelik süresi sonucunda doğmuş,
Sadece Türkçe'nin konuşulduğu bir ortamda büyüyen,
Çalışmamızın ilk bölümünde 6 aylık (± 8 gün), ikinci bölümünde de 10 aylık (± 12 gün) olan bebekler

Yürüttüğümüz Çalışmanın Amacı Nedir?

Amacımız, Türk bebeklerin, ana dilleri olan Türkçe'ye özgü ses özelliklerini ne zaman ayırt etmeye başladıklarını belirlemektir. Sesli uyumu ve kelime vurgusu, Türkçe'nin en önemli iki ses özelliğidir. Biz, bebeğinizle birlikte yürüteceğimiz çalışmada, 6 aylık bebeklerle 10 aylık bebekler arasında bu iki özelliği ayırt etmekte bir fark olup olmadığını incelemek istiyoruz.İleride bu çalışmamızın devamı olarak sesli uyumunun sözcüklerin öğrenilmesinde oynadığı rolü incelemeyi düşünüyoruz.

Bebeğiniz Bize Nasıl Yardım Edebilir?

Çalışmamız iki bölümden oluşmaktadır. Bebeğiniz 6 aylıkken ve 10 aylıkken olmak üzere, sizi ve bebeğinizi iki bölümden oluşan çalışmamıza davet edeceğiz. Her bölüm sadece beş dakika sürecek ve bu süre boyunca bebeğiniz kucağınızda oturup sunduğumuz Türkçe dil örneklerini dinleyecektir.

Bu Çalışmayı Sizin için İlginç Kılan Nedir?

Bebeğinizle birlikte katılımınız sayesinde, bebeklerin dil gelişimine yönelik bir araştırmaya katkıda bulunmanızın yanı sıra, kendiniz de bu konuda bilgi edinmiş olacaksınız.

5 Nisan 2008 Cumartesi

Şok Görüntüler....

Geçirdiğimiz gripli günlerin ardından, sağlımıza kavuşunca keyfimiz de yerine geldi. Ve senin şok görüntülerin fotoğraf makinamızın objektifine takıldı. Offf kızım yaa, o ne hal, ayak parmağı ağza sokulur mu, ıııyyyk ...


9 Şubat 2008 Cumartesi

Tutmayın...Kalkıcam....

Son birkaç gündür büyük bir hırsla kalkmaya çalışıyorsun, yeni bir şey. Suratın bööle "ııııııııııııııı" ıkınır gibi oluyor, hatta bazen dilinin ucunu da ağzının kenarından çıkarıyorsun çok kooomik.

5 Şubat 2008 Salı

İlk kitabın..

İlk doğduğunda sana kitap okumaya çalışmıştım ama başarılı olamamıştım çünkü sadece açken uyanık kalabiliyordun ve uyurken de müzik dinletiyorduk. Artık sana kitap okurken sesler çıkarıyorsun, dikkatlice yüzümüze bakıyorsun. İlk doğduğunda almış olduğum masal kitabında 4 masal okuduk bile, daha doğrusu dayın okudu, burada olduğu için ona bu görevi verdim. Ayrıca anneannenin aldığı "Küçük Ayşegül Yelkenli Kullanıyor" ve "Oduncunun Çocukları" masallarını da okuduk. Ayşegül'ün yelkenli kullanma hikayesinin kışın ortasında içimizi gıcıklatması ve bu nedenle yer yer Ayşegül'e gıcık kapmamız dışında güzel bir hikayeydi. Okumayı çok severim ve nispeten de iyi bir okuyucuyumdur, sen kitapların bol olduğu bir evde büyüyeceksin, umarım bunun değerini bilir ve faydalanırsın. Çok ve iyi okuyan bir insan olmanı gerçekten de çok isterim, hatta bunu alışkanlığın haline getirmek için eğlenceli bir şekilde seni rahatsız etmeden uygulayacağım zorunlu saatler ve uygulamalar da olacak ileride, umarım başarılı oluruz.

4 Şubat 2008 Pazartesi

Küçülen kıyafetler...

Bir küçük hurç dolusu kıyafetini küçük geldikleri için kaldırdık anneannenle birlikte. Kıyafetleri ayıklayıp, güzelce de katlayıp hurca koyarken de zamanın ne kadar çabuk geçtiğini düşünüp bol bol "ah" çektik. Gerçekten de zaman çok çabuk geçiyor, ufacıcıktın kucağımıza almaya korkardık, patikler büyük gelir ayaklarından düşerdi, ellerin pijamaların içinde kaybolurdu. Şimdi hızla büyüyorsun, ve biz bütün bu hıza ayak uydurmaya çalışırken hiçbir aşamayı da kaçırmak istemiyoruz. Bir elimizde fotoğraf makinesi bir elimizde kamera sana ve kendimize güzel anılar biriktiriyoruz... İlk küçülen giyecek ise yukarıdaki patikler olmuştu...

Göbek bağı 1.kısım görevi tamamlandı...


Bilge amcaya vermiş olduğumuz göbek bağının 1. kısmı 14.01.2008 tarihinde başarılı bir şekilde üniversite kütüphanesi bahçesine gömüldü. Bilge amcaya buradan çoookkk teşekkür ederiz. Belki sen de doktora felan yaparsın oralarda, ya da gezmeye gidersin, bilemedim yani kendin karar verirsin artık, biz büyüklerin olarak üzerimize düşeni yaptık :)