Lilypie Kids Birthday tickers

21 Aralık 2012 Cuma

Birkaç aydır...

Tembel anne hep kendi günlüğüne yazıyor. Geçmişe dönüp baktım biraz, seninle ilgili çok az şey yazmışım. Ya da bana öyle geliyor, zira artık her günümüz başka bir alem. Bir milyonuncu kez söz veriyorum. Daha sık yazacağım. Herşeyi yazacağım, tamam mı? En son Ağustos ayında yazmışım. Tatilden döndüğün noktadan kısa bir özet geçeyim o zaman....

Bu senenin en büyük olayı, kreş zamanlarının bitmesiydi. Artık bir anasınıfı öğrencisi oldun. Bu sene okula formayla başladın, en büyük değişiklik bu oldu mesela. Kıyafetlerini alırken nasıl heyecanladın nasıl... İlk gün böyle bir havalar bir havalar. Büyüdüm ben havaları. Kimse uyandırmadan kendi kendi kalkmalar. İki gün sürdü tabii...üçüncü günün sabahında yine bir Deniz klasiği olarak, sürünerek kalktın. Irsi olmalı bu... sabah erken kalkmayı sevenler de olduğunu düşünürsek, sabah erken kalkmaktan nefret eden bir anne babanın çocuğusun neticede...
(bu foto okulun üçüncü sabahında çekildi...:)

Günler geçti, okulunu sevdin. İyi ki de sevdin. Hala sabahları çok zor kalkıyor, akşamları da çok yorgun geliyorsun eve ama mutlusun. Anasınıflarını sıkmayacak şekilde Pazartesi ve Cuma okul formasıyla, Salı ve Perşembe okul eşofmanıyla ve Çarşamba'ları da serbest kıyafetler gidiyorsun. Pazartesi günleri oyuncak günü, eğer okula götürecek eğlenceli bir şeyler bulursan veya yeni bir oyuncağın olduysa sabah pek hevesli kalkıyorsun.

Anlattığına göre; okulda en yakın arkadaşın Ceren. Bunun dışında başka arkadaşların da var tabii. Serbest oyun zamanlarında Sen, Ceren ve iki kız arkadaşın daha Winx çilik oynamayı seviyorsunuz. Sen genelde Miusa oluyorsun. Mine sürekli Blum olmak istiyormuş ve sen buna kıl oluyorsun, hatta her oyunda  karakterlerin değişmesini önerdiğin halde o kabul etmiyor ve sürekli Blum olmak istiyor. Anlattıklarından anladığım kadarıyla Mine kimseyi dinlemeyen, bencil ve çokça da yelloz bir kız çocuğu, anası babası kusura bakmasın artık. Sen oldukça duygusal, barışçıl ve konuşarak anlaşmayı öğrenmiş bir çocuk olarak böyle yelloz yetişmiş, yetiştirilmiş çocukların arasında çok naif kalıyorsun. Artık iyi mi kötü mü bilemiyorum, belki şimdi seni eziyor gibi görünüyorlar ve kendini kötü hissediyorsun belki ama bir gün böyle naif kalabilerek ne kadar büyük bir erdem sahibi olduğunu anlayacaksın be kızım.... ve bu erdemle sen onlardan daha mutlu, daha özgüvenli olacaksın emin ol... başkalarını itip kakarak, bencillikle elde edilen bir özgüvenle ancak çocuklukta öter belki borun. Biz sana vurmayı, itmeyi, bencilliği değil paylaşmayı, sevmeyi, barışı, konuşmayı öğretmişiz... ne iyi etmişiz...her davranışında görüyorum bunu, umarım hep böyle olur ve umarım ileride sen seni farkında olmadan böyle yetiştirdiğimiz için bize kızmazsın.

Okul anıların devam edecek....şimdi biraz ara....

9 Ağustos 2012 Perşembe

Tatil...

Yaklaşık 3 haftadır, Ayvalık'ta anneannenin yazlığındasın. Geçen sene bütün yaz kreşe gitmiştin, bu yaz içimiz elvermedi. Annem ben küçükken Silivri'ye teyzemin yazlığına yollardı beni tatillerde, ne mutlu olurdum. Sonradan bizim yazlığımız yapıldı; okulların kapandığı ikinci hafta babam bizi Ayvalık'a bırakır, sonra çalışmaya geri dönerdi. Arada bir haftasonları gelirdi, bir de kendi izninde gelirdi. Biz Eylül'e kadar tatil yapardık. Ben böyle büyüdüğüm için seni bizden ayrı tatile göndermek bana koymuyor, babanla bira savaşmak durumunda kalıyorum ama...anneannenin sana bakıyor olmasının da büyük etkisi var tabii bu koymama durumunda, o ayrı.

Bilgisayardan görüntülü sohbet ediyoruz, telefonda konuşuyoruz...Dayın oraya geldiğinde bol bol fotoğraf da gönderdi. Keyfin yerinde. Geceleri yatmak bilmez sabahları kalkmak bilmez bir tatil modundaymışsın. En güzeli... Yaz tatilini yazlıkta geçirdiğimiz ortaokul ve lise yıllarımda annem sabahın köründe kahvaltıya kaldırırdı bizi...sabah 9 da...illaki kahvaltı yapılacakmış, illaki kalkılacakmış...ya bırak onbirde yapalım kahvaltıyı...yok...uyuz olurdum. Şimdi seni sabahın köründe kahvaltıya kaldırmaması annem için büyük bir gelişme, şaşırmadım desem yalan olur. Yaz tatili özgürlüktür...

Bunun dışında bol bol oynuyor bol bol yüzüyormuşsun. Bizi özlediğini söylemiyorsun. Sadece Duman'ı özlediğini söylüyor her canlı sohbette onu da görmek istiyorsun. Duman'la bu kadar yakın ilişkin olmasına seviniyorum. 

Bir yaz tatili kızına uygun olarak, örme bileziklerin var, bir de orana burana yaptırdığın kına dövmeler. E annenin bu kadar dövmesi olursa, kızında neler olur tahmin etmek hiç de zor değil. Bu kadar bizi örnek alıyorsan, iyi bir okur, biraz yazar, müzikten iyi çakar ve hatta bir müzik aleti de çalar bir insan olmanı da bekleyebiliriz senden ona göre :)










Anneannenden öğrendiğim birkaç güzel diyaloğun var, onları da yazıvereyim hemen.

Anneannen sana istediğin oyuncağı almamış....sonra akşam olmuş, komşulara çaya gidilmiş....

Deniz: Bana istediğimi almadınnn.
Anneanne: Zaten bir oyuncak almıştık....
Deniz: Almadın işte, psikolojimi bozdun sen benim, psikolojimi bozdun...ne olacak şimdi????

----------

Tatile gitmeden önce anneannenden izin almadan ve haber vermeden bir yere gitmeyeceğine dair bir nutuk dinlemiştin bizden....

Deniz: Yan bloğa gideceğim ben...
Anneanne: Şimdi olmaz...
Deniz: Ben kendim başıma ne zaman biryerlere gidebileceğim haa...kendim başıma tatile ne zaman gideceğim....bıktım ama....

-----------

Yine bir kardeş muhabbeti.....kardeşli bir çocuk görmüşsün...

Deniz: Anneanneciğim, ben canlı bebek istiyorum...
Anneanne: Ona kardeş denir yavrum, annenle babana söylemen lazım. (burda seni fitnelediği için anneme sonradan bayağı bir kızdım...itiraf...)

Akşam olur, telefondayız...

Deniz: Babacığım ben kardeş istiyorum.
Baba: Hmmm, annene sormak lazım kızım. (Aksi durumlarda top neden anneye atılır anlamış değilim....)
Deniz: Anneciğim ben kardeş istiyorum....
Anne: Bak kızım, tamam istiyorsun da, daha önce de konuşmuştuk. Kardeşin olunca herşeyini paylaşmak zorunda kalacaksın. Mesela diyelim ki istediğin birşey var ama kardeşinin de başka bir şeye ihtiyacı var, maddi durumumuza göre belki de sana istediğini alamayabiliriz.... (evet...kötüyüm...!!!)
Deniz: Hııı, tamam vazgeçtim, istemiyorum....


Şimdilik bu kadar.....

10 Temmuz 2012 Salı

Yüzüyorsun


Geçen sene kollukla yüzdün. Kollukla her türlü atlayış, sıçrayış ve suda yapılabilecek türlü şaklabanlıkları yapabiliyordun.

Bu sene, yine kolluk, arada bir kolluklar çıkıyor, denizde isek elleri yere koyarak, havuzdaysak kenara tutunarak duruyorsun.

Geçenlerde... havuzdayız...

Gayet normal birşeymiş gibi...

Deniz: Annecim ben yüzüyorum.

dedin.

Ben havluları oraya buraya serme çabasında

Anne: hı hııı, aferin

dedim.

Sonra,

Deniz: Bak bak bak

dedin

Ben bir baktım yüzüyorsun. 

Tırstım ama çaktırmadım. Tırsmadan bağırınmadan gözlerimle takip ediyorum seni,  şezlonguma uzanıp bir kitabın arkasına saklanıp gözlüyorum seni. Ben tırsarsam sen de tırsarsın diye..

Hatta bu hafta dalmaya başladın.

Yaş 4,5 - korkmadan tırsmadan yüzüyor ve dalıyorsun... havuzla denizle her türlü su birikintisiyle çok barışıksın

sulak şehrin faydaları diyorum ben buna......

ha bir de bana çekmişsin....o da var....

24 Mayıs 2012 Perşembe

Bale..

Devlet Opera ve Balesi'nin bulunduğu altı şehirden birinde yaşıyoruz. Bu önemli. Hayatın bizi çok yormadığı küçük bir şehirde yaşıyoruz, vaktimiz nispeten bol, bu da önemli. Bugün seni ilk defa bir bale temsiline götürdüm (aslında o gün bugün değil ben ancak yazabiliyorum...). Mersin Devlet Opera ve Balesi sanatçılarının sunduğu Hürrem Sultan bale temsili seyrettiğin ilk bale gösterisi oldu. Orkestra çukuruna baktık, etrafı inceledik. Aman ne heyecan yaptın ne heyecan. Bana da bol bol diyalog biriktirmek düştü.

- Padişahın çadırına "aaa bak sirk çadırı da varmış" dedin.
- Balet ve balerinlerin birlikte her dansedişinde, birbirlerine her sarılışında bana dönüp "bunlar aşık mı?", "bunlar birbirinin karısı kocası mı" diye sormanla etrafımızdaki iki üç koltukla birlikte ben de yarıldım gülmekten.
- Balerinlerle tanışmak, onlara dokunmak istedin.
- Padişah ilk sahneye çıktığında, "aaa anneciğim burada Nasrettin Hoca da varmış" dedin.
- İlk perdeyi pek bir güzel seyrettin, ikinci perde de uykun geldi, ama çıkmak istemedin.

Bu aralar işle çok haşır neşirim maalesef kültürel aktivitelere katılamıyoruz bu aralar. Bir kaç haftaya toparlanırız, yine gideriz tamam mı?

21 Mart 2012 Çarşamba

Kazak olayı...

Ben boğazlı diyorum ama aslı balıkçı yaka, bu tip yakaya sahip kazak olsun, penye olsun, t-shirt olsun, hiçbir şekilde giymeyi sevmiyorsun ve tabii ki giymiyorsun.

14 Mart 2012 Çarşamba

Küçük minik notlar..sevdiklerin sevmediklerin üzerine

İnsanları bazı özellikleri vardır. Mesela biri peynir yemez, biri kuru üzüm yemez, biri terlik giymeyi sevmez. "Deniz bunu böyle sever" dediğim durumlarım var artık. Bundan sonra aklıma geldikçe bunları da yazacağım. Büyüyünce okudukça gülersin diye düşündüm. 

Kumpir & pizza seversin. Dışarda yemek yediğimizde tercihin bu ikisinden biri olur. Bu ikisinde de "haşlanmış mısır" olursa hiçbir şekilde yemiyorsun. Kumpirin içinde sadece kaşar, sosis ve zeytin olmalı, bunlar dışında bir malzeme olursa yemezsin.

29 Şubat 2012 Çarşamba

Tesekkurler...

Koşarak, eteklerinde ziller çalaraktan, pür heyacanla, oralara buralara sığmaz bir sevinçle....

Deniz:  Bugün çok güzel bir olay oldu. Hemen anlatmam lazım. Çok sevindim. Bugün ne oldu biliyor musunuuuzzz? Çok mutluyum, çok. Bugün okulda yaptığımız yarışmada Aslı birinci ve oldu ve öğretmenimiz ona küçük hediye verdi. Çok sevindim.

Sana çok teşekkür ederim.

Başkalarının başarıları ile mutlu olabildiğin için...

Çevrenle bu kadar barışık olabildiğin için...

Kıskanç olmadığın için...

Hırsından gözü dönmüş bir çocuk olmadığın için...

Mutluluğu bu kadar ufak şeylerde de bulabildiğin için...