Lilypie Kids Birthday tickers

17 Şubat 2009 Salı

Deniz'in Akvaryumu..

Dayın gitmiş almış sana bir akvaryum hediye olarak ne de iyi düşünmüş, artık balıkların var, her ne kadar elini suya sokup onları mıncıklamak istesen de "ba baa baa" diyerek ilgini belli ediyorsun . 3 tane japon balığı ve bir tane de vatoz balığı, sola doğru en önde giden "Portakal", en arkadaki "Arap", ortadakinin ise henüz adı yok. Tam odana uygun çok güzel bir akvaryum, güle güle kullan :)

3 Şubat 2009 Salı

İlk boya kalemleri ve boyama kitabı

Bunlar ilk boyama kalemlerin ve boyama kitabın. Kalemler pastel, silince ve yıkanınca çıkıyormuş. Biz daha çok yemenden tırsıyoruz bu yüzden gözetimimiz altında birlikte boya yapacağız, çoook zevkli. Tabii ilk başta boyama kitabı ve defterler yerine halı ve mobilya boyamayı tercih ediyorsun. Çocuklar neden böyle anlamıyorum hani kaşif ruhu tamam da mobilya ve halı boyama da ne oluyor, almışız güzel mi güzel boyama kitabı. Öğretiyoruz işte yavaş yavaş...bu arada bazen dalıp lay lay lom biz boyuyoruz kitabı, insan çocukluğuna dönüyor ve tekrar yaşıyor, işte o zaman çoook mutlu oluyoruz yahuu. Seninle çocukluğu tekrar yaşamak nasıl bir haz veriyor bize anlatamam.

2 Şubat 2009 Pazartesi

Lego..

Aslında bunu alalı 1-2 ay geçti ama yazmayı unuttum ne yalan söyleyeyim. Yaşına da girdiğin andan itibaren bir hevesle ağzına soktuğunda yutmayacağın cinsten lego almak istiyorduk. Ve almak için teee Antares avm sine gittik. Büyük parçalardan oluşan ve üzerinde 1,5 yaş ve üstü yazan bu legolardan aldık. Eve geldik, bütün oyuncaklara çocuklardan daha hevesli yaklaşan tüm ebeveynler gibi bunu hiç saklamayaraktan açtık paketi başladık oynamaya. İtiraf edeyim ki ben hayat boyu bu legolarla oynamayı hiç beceremedim, elime alıyorum parçaları sonra ben onlara bakıyorum onlar bana bakıyor ben onlara tekrar bakıyorum onlar da bana, ve ben legonun içinden çıkan ve neler yapılabiliri bir iki şekille anlatan kağıttaki o şekillerden öte birşey yapamıyorum, hatta onları yaparken bile oldukça uğraşmam gerekiyor. Pööff öyle işte...fırk... ama neyse ki baba bu konuda oldukça hevesli ve hevesli olduğu kadar da başarılı, hemen sarıldı legolara hemen bir uzay aracı yaptı sonra hızını alamadı bir robot yaptı. Robotu fotoğraflayamadım çünkü hemen halletin ama uzay aracını yakaladım. Sana gelince sanıyorum lego için biraz erkenmiş, zira parçaları alıp dağıtıyor, sonra ağzına sokup kemiriyorsun, birbirine geçirilen iki lego parçasını ise hemen ayırıyorsun birbirinden. Olsun zamanı gelince sen de yaparsın...

22 Ocak 2009 Perşembe

Kelime Dağarcığı..

1 yıl 2 ay 28 günlüksün, ve neredeyse tüm dertlerini ve isteklerini anlatabiliyorsun, işte en çok kullandığın kelimeler:

Anne: Anne
Baba: Baba
Anneanne: Annenne
Yemek: Mama
Bisküvi: Büs
Kek: Dek
Yoğurt: Öğürt
Otur: Öçt
Düştü: Düş
Ayak: Ay
Ayı: Ayy
Aç: Aç
Kuzu: Me
İnek: Mö
Bak: Baç
Kedi: Miiyyyy
Köpek: Hav
Maymun: Mamn
Dede: Dede
Bitti: Bıddi
Top: Bop
Meme: Memi
Nane: Nen
Abla: Aba

20 Ocak 2009 Salı

Çok fena hasta oldun...

Bütün annelik içgüdülerimi ve ezikliğimi bir kenara bırakıp yazacağım bu yazıyı zira böyle bayık bayık ağlak ağlak salya sümük bir yazı olacak yoksa, bu kısmı kendi bloğumda yazıp insanları baymayı yeğliyorum. 11.Ocak gecesi saat 2 de annem bizi uyandırdı, ateşin olabileceğinden endişelenip. Ölçtük ve bir de gördük ki ateşin 39 derece, neye uğradığımızı şaşırdık tabii, çünkü henüz aynı gece hiçbir hastalık belirtin yoktu ve gayet neşeli bir şekilde atlayıp zıplıyordun. Ateş düşürücü verip, aralarla ılık duş yaptırdık, ve bekledik, saat 4.30 a doğru ateşin düştü ve uyudun. Sabah 6.30 da tekrar çıkmaya başladı ateşin, saat 9 olur olmaz baban ve anneannen hastaneye götürdü seni. Bir sürü kanlar alındı, idrar ve kaka verildi, testler için. Test sonuçlarında idrar yolu enfeksiyonu teşhisi kondu. Eve gelince keyfin iyiymiş, akşam da biz babanla markete uğradık, eve bir geldik ki yediğin herşeyi kusmuşsun, ateşin çıkmaya başlamış ve tir tir titriyorsun, yüzünde hiç fer yok, ishal olmuşsun ve kakana kan ulaşmış. Ne yapacağımızı bilemedik tabii, hemen hastaneyi aradık, ve hemen çocuk acile gittik. Gidene kadar neler çektiğimizi kimseler bilmez, nasıl korktuğumuzu ve nasıl çaresiz hissettiğimizi... Hastanede hemen serum takıldı, enfeksiyon durumlarında ishal de görülürmüş, kan ise ishal nedeniyle poponun tahriş olmasındanmış. Serumu alınca keyfin yerine geldi, hastanede çocuk bölümünde bir muayene odasında bekledik serumun bitmesini, ateşin düştü, yüzünün feri geldi... Gece 11.00 gibi eve geldik. O gün sabahtan itibaren antibiyotik tedavisi başlamıştı zaten, Suprax, halen de kullanıyoruz, 10 gün kullanımdan sonra tekrar kontrole gideceğiz. O kadar dikkatli olmamıza rağmen neden böyle oldu diye kendi kendimize mızmızlanırken öğrendik ki kız bebeklerde çok sık rastlanan bir durummuş zaten. Umarım hemen geçer...

22 Aralık 2008 Pazartesi

Kullanılmayan Oyuncaklar..

Artık çok fazla oynamadığın ve büyüdüğün için yaşına uygun olmadığını düşündüğümüz oyuncaklarını toparladık bugün. Bunları saklamak çok fazla fayda sağlamayacağından (senin için özel olarak saklayacağımız bizim için özel hatıraları olan oyuncakların var merak etmeyesin) ihtiyacı olan çocuklara vermeyi düşündük. Ayşe teyzenin yeğenlerinin ailesine destek olmak amacıyla bu oyuncakları yarın onlara göndereceğiz. Güle güle oynasınlar..

15 Aralık 2008 Pazartesi

FLAŞ..FLAŞ...FLAŞ.. Deniz Yürüyor..

1 yıl 1 ay 3 haftalıksın ve bugün hayatımızın yepyeni bir döneminin başladığı gün gibi ortada. Bu dönem bir kovalamaca içinde geçecek de denebilir, çünkü genellikle şuursuz tavuk misali oradan oraya ışınlanmaya çalışıyorsun ve biz de ödümüz çıkaraktan peşinden koşturuyoruz. Çişini yaptı, kakasını yaptı, a dedi, b dedi, oturdu, kalktı, sıraladı derken yürüyüvermen bana çok öte birşey gibi geldi bugün, tırstım hafiften ve ben bunu ne zaman doğurdum da bu yürümeye başladı diye düşünür buldum kendimi. Hayırlı uğurlu olsun ilk adımların, bir ömür boyu ayağını yere sağlam bas e mi...