Lilypie Kids Birthday tickers

24 Ekim 2007 Çarşamba

Doğum Günün....

Sabah erkenden kalktık, gece 12 den itibaren birşey yememem gerektiğinden sabah kahvaltısı yapmadım. Zaten heyecandan gece babanla beraber çok gergin bir akşam geçirdik, daha doğrusu ben çok gergindim ve bunu açıkça belli ediyordum, baban ise gergindi fakat beni rahatlatmak için oldukça sakin görünüyordu. Geceyi biraz senin içinde bulunduğun göbeğimi kameraya çekerek biraz da müzik dinleyerek geçirdik. Babaanne, dede ve amca da geceyi bizimle geçirdiler, anneanne zaten bizdeydi, dayı ve dede de ertesi sabah geleceklerdi. Heyecan dolu olduğumdan ve biraz da korktuğumdan olsa gerek hemen uyuyamadım, ve her zaman olduğu gibi kırk kere tuvalete kalktım, umarım bu huyumu almamışsındır :) Sabah 7 de kalktık, 8 de hastanede olmamız gerekiyordu. Bu arada sabah erkenden dayı ve dede de geldiler. Herkes kahvaltı etti, ben etmedim tabii, sen de aç kaldın muhtemelen göbeeğimde :) Zaman geldiğinde, daha önceden anneanne ile hazırlamış olduğumuz hastane bavulumuz ve ziyaretçilere hediye edeceğimiz şekerlerimizi de alarak yola koyulduk. Trafiği hesaba katmadığımızdan ve herkeste bir panik havası olduğundan geç kaldık tabii. Koştur koştur kadın doğum bölümüne girdik, geç kaldığımız için beni hemen sezeryana hazırlamaya başladılar. Ben daha kimseye "hadi görüşürüz" dememişken, koca göbeğimle girip seninle dışarı çıkmak için kendimi ruhen çok da hazırlamamışken ve hala panik durumundayken bir baktım ki üzerimde ameliyathane elbisesi....Bu elbiseyi giydikten sonra, beni sedyeye yatırdılar, ve odadan çıkartıp ameliyathaneye doğru götürmeye başladılar. Daha önce hiç ameliyat olmadığımdan ve hastanede yatmadığımdan bu anlar çok komikti, filmlerdeki gibi, böyle yatıyorsun seni hızla götürüyorlar, tabii çok güzel bir nedenle bu sedyede yattığımdan bana değişik ve eğlenceli geldi, ya da artık çok heyecanlı olduğumdan kafamı meşgul edecek birşeyler buldum işte, sen de dersen artık. Odanın çıkışında anneanne ve dayı ile görüştüm, "hadi görüşürüz" dedim, tam da istediğim gibi oldu. Ameliyathanenin kapısına geldiğimizde ise anneanne ve dayının orada da beni beklediğini görünce dünyalar benim oldu. El sallaştık, ben kapıdan içeri girdim...

Babanın da yanımda olmasına rağmen heyecanım içeride de yatışmadı. Spinal anestezi altında başladı doğum. Spinal anestezi şöyle oluyor, belinden bir iğne yapıyorlar ve acı hissetmiyorsun. Doğum çok güzeldi, acı çekmeden çok da tadına varılamayacağını söyleyenler olsa da, ben aksini düşünüyorum, doğumun her türlüsü eminim çok güzel ve son derece duygu yüklüdür bir kadın kadın için. Senin doğumun da öyle oldu, aylardır kendimi bir bütün hissettiğim göbeğimdeki seni dışarı çıkarırlarken inanılmaz şeyler hissettim, sanırım bunları anlatmaya kelimeler yetmeyecek. Şöyle anlatayım, Tekin hoca ayak bileklerinden tutmuş seni başaşağı bana gösterirken, sağ tarafımda göbek bağını keserlerken ve sen avazın çıktığı kadar bağarırken, Ülkü hoca seni bana getirip alnından öptürürken başka bir boyuta geçmiş olmalıyım ki, daha sonra doğum kaydını dvd de seyrederken farkettim ki etrafta sürekli konuşmalar varmış, göbek ismin söylenmiş, ve daha bir sürü muhabbet geçmiş doğum sırasında ve ben bunların hiçbirini duymamış, sadece seni izlemişim gözlerimle...

Doğumdan çıktıktan sonra önce ayılma odasına girdim, aslında bayılmamıştım ama. Anestezinin etkisini yitirme anlarını o odada geçiriyorsun. Orada babanla beraber durduk. Sonra yine anneanne ve dayı karşıladı beni kapıda. Genel anestezi almamış da olsam, sanıyorum yorgunluktan olsa gerek hayal meyal hatırlıyorum doğumdan sonrasını. Sonra, odaya gidiş, yatağa yatış, seni kucağıma alışım, emzirmeye çalışışım, eşler dostlar ziyarete gelenler... 2 günün sonunda çıktık hastaneden, evimize geldik.
Bu arada 3.630 kg doğdun.

İyi ki doğdun, iyi ki doğurmuşuz seni :)

Hiç yorum yok: