Lilypie Kids Birthday tickers

27 Ağustos 2010 Cuma

Çüçü & Tata

2 yaşından beri seninle gezen, arada bir ortaya çıkan hayali arkadaşlarının isimleri Çüçü & Tata. İlk ortaya çıktıklarında biraz endişelendik, çünkü karşında olmayan bir kişiyle konuşuyordun, işin garibi o da senle konuşuyordu. İlk ortaya çıkan Çüçü’ydü. Endişelerimizi olumsuz dile getirmedik ilk başta, sana sorduk Çüçü kim, ne yapıyor, nasıl biri diye. Sen tarif ettin bize, bazen bir erkek olarak bazen bir kız olarak, bazen uzun saçlı bazen kısa saçlı. Sonra psikolog arkadaşımız Rabia teyzeye sorduk, nedir bu hayali arkadaş, nasıl davranmalıyız diye. Hayali arkadaşınla iletişimine izin vermeli, hatta biz de katılmalıymışız, bu senin dile getiremediğin endişelerin veya isteklerin dile getirilme şekli olabilirmiş. Gerçekten de Çüçü senin yapmak istemediğin veya istediğin şeyleri dile getirme aracınmış. Şöyle ki, sevmediğin bir yemek konusunda “Çüçü bunu yemeyi sevmiyor” diyordun bize, veya “Annecim, Çüçü’de bunu çok seviyor” diyordun. Bir süre sonra Çüçü’yü bizde kabullendik. Kendi kendimize çağırmıyoruz Çüçü’yü tabii, sen var olduğunu söylediğin anda bizde tamam Çüçü’de bundan yesin diyip hayali olarak ona da koyuruz yemeği, ya da herhangi başka bir şeyi. Sonradan ortaya Tata çıktı. Bazen Çüçü, Tata ve sen hep birlikte oynayıp sohbet ediyorsunuz, bazen sadece Çüçü veya Tata seninle oluyor. Bu durum bu yaza da damgasını vurdu. Bu yaz biraz daha değişti Çüçü ve Tata ile olan ilişkin. Önceden sadece senin sevip sevmediklerin Çüçü ve Tata’yı ilgilendirirken, şimdi artık onlar da ayrı bireylermiş gibi davranıyorsun. Örneğin, arabada yolculuk ederken arkada yalnız oturduğun zamanlarda Çüçü ve Tata ile konuşuyorsun. Konuşma konuları farklı farklı. Bazen onlara bağırıp azarlıyorsun, bazen nefret ediyorsun, bazen öğretiyorsun, bazen çok seviyorsun. Yanında başka çocuklar olduğu zaman Çüçü ve Tata olmuyor. Sanırım Çüçü ve Tata sana sosyalleşmende destek oldu, hiç tanımadığın yerlerde tanımadığın çocuklarla oynamak ve tanışmak senin için güç değil. Bir de ek olarak Çüçü ve Tata bizi telefonla arıyor. Örneğin otelde biz hazırlanırken sen elinde oyuncak telefonun Çüçü veya Tata’yla konuşuyor, sohbet ediyorsun. Sonra “Babacım, Çüçü senle de konuşmak istiyor” diyorsun, biz de alıp halini hatırını soruyoruz Çüçü’nün. Ama fazla uzatmıyor, “Çüçü kendine iyi bak, biz şimdi Deniz’le gezmeye gidiyoruz” dediğimizde telefonu kapatıyoruz ve Çüçü gidiyor. Beni endişelendiren bir takım durumlar oldu bu tatilde, bunları tatil dönüşü bir doktora mutlaka danışmalıyız diye düşündüm. Bir tanesi arabanın arkasında senin Çüçü’yü deli gibi azarlanmandı, sürekli Çüçü’ye bağırıyordun. En sonunda ben dayanamayıp “Denizcim Çüçü’yü neden sürekli azarlıyorsun” dedim, sen “Yapma diyorum yapıyor” dedin, ben de “Düzgünce rica edersen yapmaz, bağırıp azarlamana gerek yok” dedim. Bu konuşmamız biraz etkili oldu aslında ama yine de araştırmak lazım (ben de anne olarak Çüçü’yü amma da bağrıma basmışım..). Diğer endişe konum ise şöyle gelişti. Alaçatı’da yemek yiyoruz, hepimiz keyifliyiz. Sen masaya oturdun, bir süre sonra “bırak diyorum bıraksana” dedin kendi kendine. Baban “Ne oldu?” diye sorunca, senden gelen cevap “Çüçü saçımı çekiyor” oldu. Biz de kaldık öyle. Daha önce hiç fiziksel temas olmamıştı hayali arkadaşlarla, bu bizi biraz endişelendirdi açıkçası. İnternetten bakındım da biraz yanında arkadaşların varken hayali arkadaşlarınla oynamakta diretiyorsan bu problem olabilirmiş, fakat sende böyle bir durum kesinlikle yok. Bakalım Çüçü ve Tata’yla daha ne gibi maceralar yaşayacağız?

Hiç yorum yok: