Ben çok sıkıldım senin sürekli hasta olduğunu yazmaktan, ama yine hasta oldun. Böyle hastasın şöyle hastasın demekten kendim yoruldum valla, takılmış plak gibi aynı şeyi söyleyip duruyorum gibi geliyor, iki yazıdan birinin konusu "hastalık" oluyor. Geçen hafta Çarşamba akşamı kullandığın antibiyotik bitti, sonraki Salı yine ateşlendin. Bu sefer bayağı ciddiydi. Ancak bu akşam düşürebildik ateşini, bu da demek oluyor ki 3 gün boyunca ateşin bir yükseldi bir düştü. Calpol içince düşen, etkisi gecince çıkmaya başlayan türdendi bu sefer ki bizi bayağı bir yordu. 3 gündür hepi topu günde 3-4 saat uyudum, o da aralıksız değil, saat başı uyanarak. Öyle ki artık bugun öğleden sonra ofiste birşeyler soranlara bön bön bakıyordum. Şu anda da sana ilaç içireceğim diye bilgisayarın başında duruyorum. Baban uyuyor, o neredeyse 24 saatten fazla uyumadan durdu.
Pazartesi gecesi bir anda ateşlenince, içimiz vıkvıklandı tabii. Uyumadık, uyutmadık. Sonraki gün de endişeli geçti, anneanni çapırdık. Ve, beklenen an geldi, baban dün gece yine psikopata bağladı senin ateş bir kez daha çıkınca. En son gece 3 te babanın canhıraş öfpöfleriyle uyandım, sandım ki sana bir şey oldu, öyle bir pöfleme yani. Kalktım bir hışımla, dedim "ne noluyor", baban demez mi "bu çocuğun kalbinde üfürme var, steteskopumu bulamıyorum hastaneye gidip alıp geleyim". Ses tonundan ve yüz ifadesinden psikopata bağladığını ve sana kimbilir hangi latince isimli hastalığın tanısını koyacağını anladım ama ses etmedim. Zira bu tip anlarda ben bir "gık" desem olay çıkıyor. Neyse, aldı geldi, dinledi kalbini. Başladı evde dört dönmeye "bu çocukta üfürme vaaar, kalp romatizması oldu bu çocuuuuk, o yüzden düşmüyor ateeeş, anaaaaaaaammmm, ne yapacağız, kalp kapakcığının değişmesi lazımmmmm". Babana birşey diyemeden, babandan aldığı gazla anneannen başladı ağlamaya "ayyyyy verdiniz bu çocuğu kreşee, yaktınızzz, vaaay anaaaammm". Ben kafamı bir ona bir buna çevirip mal mal bakarken, bütün bu diyaloglara gecenin 3 ünde şahit oluyor olmana acaip sinirlendim ama yine tuttum kendimi. Seni eğlendirmeye falan çalıştım. Sonra ne olduğunu tahmin etmek zor değil tabii, saat 4.30 da hastaneye gittik, kalp damar cerrahisine ve baban kalbine eko yaptı. Yanında da baş asistan arkadaşı vardı. Baban eko yaparken "baak işte üfürme vaaaar" derken, diğer asistan arkadaş "arkadaşım yok ben göremedim, az birşey var o da gripten" demekte ama baban dinlememekteydi. En sonunda ikna oldu baban ve eve döndük sabah 6.30 da. İki saat uyuduk çocuk enfeksiyon hastalıklarında Profesör Bülent Bey'e gittik. Adam seni güzel muayene etti, "kreşe başlayınca oluyor böyle, normal" dedi, yine de her ihtimale karşı bir sürü kan tetkiki istedi. Oradan çıktık kardiyolojideki profesöre gittik, "birşey yok, kalbi sapasağlam" deyince ben artık gözümden yaşları bırakıverdim gizli gizli. Neyse sonra işe gittim. Akşam üstü babanla konuştuk, allaam yaa hala demez mi "bu çocukta kesin birşey var" diye, pes dedim yaa pes. Sonra bir de Medicana'da bir doktora gittik, "kreşe başlayınca bağışıklık sistemi güçlenene kadar 15 günde bir ateşli vaka geçirilebilir" yanıtıyla döndük, ha bir de oradaki doktor da aynı okuldan mezunmuş, babana "hocalarımıza göstermişsiniz ya, biz herşeyi onlardan öğrendik, buraya niye geldiniz" demiş, ay ağzını öpeyim doktor hanım demek için ayrıca uğramak istiyorum kendisine :) Bütün bunlarında sonuç, yine çok hastasın, yine bir dolu ilaç içiyorsun, bir de demir eksikliğin varmış ona da ayrı ilaç verdiler.
Yoruldum ben çok bu hastalık olaylarından, bezdim yani o derece. Hastalıkla uğraşmak bir yana, bir doktor olarak soğukkanlı bir şekilde bizi sakinleştirmesi gerekirken panikten paniğe koşan baban öyle bir yoruyor ki beni anlatamam. Şimdi bir sonraki yazım kesin "baban seni kreşe yollamak istemiyor" konulu olacak, var mısın iddiaya??






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder