Çalışan annelerin çocuklarına tatil olmaz yavrucuğum. En azından okul öncesi dönemde. Çalışan annelerin çocukları, şanslıysa ve anne baba bir şekilde idare edebiliyorlarsa üç yaşına kadar tatil yaparlar, ondan sonra annesi ve babasıyla sabahın köründe kalkıp kreşe giderler. Kreşte akşama kadar mesai yaparlar. Sen bu şanslı gruptasın. Bir de senden beterleri var tabii, altı aylıkken kreşe gidenler mesela. Neyse, demem o ki sömestr tatili falan yapmadın, çünkü anneannen artık bizimle yaşamıyor, sana on beş günlük sömestr ve/ya iki aylık yaz tatili yaptıracak bir bakıcımız da yok ekstradan. Hal böyle olunca anneleri öğretmen ve/ya ev hanımı olan yada hem okul parası hem bakıcı parası verecek kadar zengin olan arkadaşlarının sömestr tatili yapmasından bu yana, iki günde bir "bugün tatil mi?" veya "bugün okul mu?" diye soruyorsun, belli ki tatilin geldi; bir de sürekli anneanneni soruyorsun, telefonda da görüşüyoruz ama en son öğretmenin "İzmir'e mi taşınacaksınız" diye sorunca ve benim "haayır niye" diye sormamla birlikte senin okulda "biz İzmir'e taşınacağız belki" gibi laflar ettiğini öğrendim. Üzüldüm, çük üzüldüm, tatil yapamamış olmandan daha çok üzüldüm, demek bu kadar çok özledin anneanneni. Neyse, tüm bu özlemler bir araya gelince geçen Cuma sabah tam evden çıkacakken karnın ağrımaya başladı, okula gidemeyecek kadar ağrıyordu. Karnının okula gitmek istemediğin için ağrıdığı o kadar açıktı ki, ama sana inanmamak o çocuk kalbine haksızlık olurdu. Okul yerine doktorumuza gittik, muayene olduk. Muayenede bir bulguya rastlanmadı, doktor yine de emin olmak için idrar tahlili, yapabilirsek de kaka tahlili istedi.
İndik aşağıya laboratuvara, idrar kabımızı aldık, tuvalete gittik. Tabii ki de kaba yapmadın, çünkü tuvaletin yoktu ve ikimizde iki büklüm duruyorduk. Yani ben kendim bile kaba zor yaparken sana nasıl yaptıracağım acaba diye kara karar düşünüyordum ki yaptıramadım zaten. Çıktık tuvaletten, gittik su sebilinin başına iç babam iç, iç babam iç. Sonra tekrar gittik yine yapamadık. Bu sefer ben biraz gerildim, of pof yaptım azıcık, kusura bakma. Neyse bir daha çıktık. Yine su sebilinin başına. İçimdeki inatçı koç burcu kadını çıktı ortaya, o çiş kaba yapılmadan hastaneden çıkılmayacaktı. E tabii sana bunu yansıtmadım, o kadar acımasız değilim. Kendi içimde bir inatlaşma yaşadım işte. E o kadar suyu içince tuvaletin geldi tabii, koştur koştur yine tuvalete yollandık. İlk beş on damla kaba gelince bir "ohhh" çekmişim, "aallaaah deniz tamam kızım süper oldu yeter bu kadar, süpersin" dedim, suratıma baktın, "daha bitmedi ki" dedin, ben "gerisini tuvalete yapabilirsin" dedim, sen "hayır annecim ben hepsini kaba yapmak istiyorum" dedin. Öyle bakakalmışım suratına kızım ya, hayır vazgeçmedin. Sen söylediğin şeyden vazgeçmezsin böyle bir özelliğin var, biliyorum, çok yaşadım. Ee sonuç, ben kabı tuttum sen hepsini kaba yaptın, arada kaçtı gitti tabii de. Halimiz bombaydı yani. Sonuçlar temiz, ağrının psikolojik olması dışında bir sağlık problemin yok. Psikolojik ağrılar için de bir doz anneanne ziyareti ayarladım, dün geldi...






Hiç yorum yok:
Yorum Gönder