Daha sık yazmalıyım ki, küçüklüğünün nasıl olduğunu gözünde canlandırabil. Çünkü deli bir çocuksun, bir çok çocuktan daha deli hatta, ciddi deli. Çünkü annen de deli, baban da deli. Dolayısıyla deliliğin serbest olduğu bir evde yaşıyorsun. Evin içinde ve dışında biz bizeyken ve/ya arkadaşlarımızın yanında türlü delilikler yaptığımız doğrudur. Aslında ben buna delilik de demiyorum, bizim normalimiz bu, bazı oturaklı kadınlar ve adamlar delilik diyor buna o kadar. Aslında o kadar normaliz ki keşke herkes bizim gibi olsa. Şimdi diyorum ya türlü şaklabanlıklar yapıyoruz beraber diye, sanırım sen bunları herkes yapıyor gibi kabul ediyorsun, ve yanında biz olmadığımız zamanlarda da bunları normal şeylermiş gibi diğer insanlara aktarıyorsun. E bu yaptığın da normal aslında... sen evinde ne yaşanıyorsa onu kabul ediyor, benimsiyor ve sanıyorsun ki herkes aynı yaşıyor. Aynen dayak yiyen bir çocuğun arkadaşlarına vurabildiği gibi, ben buna inanıyorum ve arkadaşına vuran her çocuğun anne ve babasına şöyle bir bakıyorum vahşi vahşi. Konunun ana fikri bu şekilde...şimdi gelelim detaylara....
Anne-kız olarak evde bas bas ama hakikaten bas bas müzik açıp çıldır çıldır ama hakikaten çıldır çıldır dansetmeyi seviyoruz. Sen beraber dansetmeyi reddediyorsun. Beraber dansedip senkronize hareketler yapmak sana göre değil, saçma bulduğunu söylüyorsun ve istiyorsun ki herkes kendisi dansetsin, hatta sahne tek kişiye ait olsun diğeri seyretsin (akrep burcu musun nesin?). Dolayısıyla sırayla dansediyoruz, sırasını savan oturup diğerini seyrediyor. Tabii bu dans gösterileri esnasında kıyafet de değiştiriyoruz. Senin en sevdiğin kostüm mayokini. Mayokini giyip salonda saatlerce dansedebilirsin ve çok da ciddiye alırsın bu işi. Biz de bıkmayız, yorulmayız, bangır bangır seni izleriz. Ha müzik mi, Adriano Celentano veya Barış Manço'nun hareketli şarkıları çalar, belki büyüyünce hatırlarsın kulağına çalınınca bu şarkılar. Bale yapacaksan da genelde Chopin çalar, sana göre bale müziği odur.
Neyse, sen herkes mayokinisiyle evde dans ediyor sanıyor olmalısın ki...
Bir akşamüstü çok sevdiğin sınıf arkadaşın ve aynı zamanda sitemizde komşumuz Efe ile bahçede oynarken sen, ve biz de babasıyla ayaküstü sohbet ederken....
Efe'nin babası: Birbirlerini çok seviyorlar.
Ben: Aa evet çok güzel, aynı sınıfa düşmeleri de isabet oldu.
Efe'nin babası: Deniz'i bize de gönderin (Doğumgününde Efe bize ailesiz gelmişti)
Ben: Evet tabii göndeririz.
Efe'nin babası: Deniz geçen gün servisten inerlerken bize gelin diye çok ısrar etti, müzik açıp mayokinisiyle
dans gösterisi yapacakmış bize.
Ben: Yaa evet, biz öyle eğleniyoruz evde kendi kendimize. Buyrun gelin tabii.... (derken
suratımda oluşan yüz ifadesini anlatmak için kelimeler kıfayetsiz kalır sanırım...)
Bir durum değerlendirmesi yapalım o halde, bu konuyu hafiften inceleyelim. Adam muhtemelen bizim nasıl manyak ruhlu ebeveynler olduğumuzu düşünmüştür, nasıl bir manyak "çocuğuna mayokini giydirip dansettirebilir" diye de eklemiştir herhalde. Zira bu konuyu üçüncü bir ağızdan duyunca bana da manyakça geldi :P







2 yorum:
Bu yazıyı birlikte konuşur güleriz diye yorum bırakmamıştım. Bir türlü konuşamadık. Yorum bırakmadan geçilecek yazı değil. Efsane, efsane. Yerim onun mayokinisi de, her bir naneyi anlatışını da. Dilli düdüğüm benim :)
ya sen benim suratımın halini çok iyi tahmin etmişsindir diye düşünüyorum.tam bir popo şekliydi yani:)çocuk istismarcısına çıkacak adımız ondan tırsıyorum:):):)
Yorum Gönder